Aziziye Kitabevi

Aziziye Kitabevi �Hac ve Umre reyonumuz SADECE 15. Viyana'daki şubemizde mevcuttur�
�Unsere Pilgerfahrt-Abteil

Sınır” yoksa “sinir” vardır!Bir evde sesler yükseliyorsa orada duyulmayan ihtiyaçlar vardır.Bir ilişkide öfke günbegün b...
12/05/2026

Sınır” yoksa “sinir” vardır!

Bir evde sesler yükseliyorsa orada duyulmayan ihtiyaçlar vardır.

Bir ilişkide öfke günbegün büyüyorsa, çoğu zaman nedeni, çizilemeyen sınırlardır.

Sınır koymak, çoğu insan için zor, hatta bazen suçluluk verici bir davranıştır. “Hayır” demek; bencillik, kendini korumak, karşısındakini kırmak sanılır. Oysa aileleri “sinirden” koruyan yegâne şey, sağlıklı “sınırlar”dır.

 Bu kitapta; eşler arasındaki görünmeyen sınırlar, gelin-kayınvalide gerilimleri, ailelerin hayatımıza müdahalesi, “El âlem ne der?” baskısı, sosyal medyanın mahremiyetimizi nasıl aşındırdığı ve çocuklarımıza sınır koyarken düştüğümüz hatalar gerçek yaşamdan örnekler ve psikolojik analizlerle ele alınıyor.

Uzman Aile Danışmanı İlknur Özhan, ailelerde “sinir” kat sayısı yükselmesin diye doğru “sınır” yöntemlerini anlatıyor.

Tüm zorluklara rağmen beni seçmeye devam edecek misin, Sancak Kızıltepe?En büyük korkum gerçekleşmiş abim bizi öğrenmişt...
11/05/2026

Tüm zorluklara rağmen beni seçmeye devam edecek misin, Sancak Kızıltepe?
En büyük korkum gerçekleşmiş abim bizi öğrenmişti. Sakladığımız her sırrı artık biliyordu. Hayatımın en doğru adamı, abimin en büyük hayal kırıklığı olmuştu.
Sevdiğim adamı seçmek, abimi karşıma almak demekti. Ailemi seçmekse kalbimi inkâr etmekti.
Bu aşk için mücadele vermenin türlü zorluklarla yüzleşmek olduğunu kimse söylememişti.
Şimdi önümde iki yol vardı. Abimi mi seçmeliydim yoksa sevdiğim adamı mı?
Söyle Mahira Ayazkan, bu aşk için sınanmaya hazır mısın?

Fazla iyi niyet, insanı kendinden özür dilemeye mecbur bırakır.Öyle zamanlar yaşadım ki ne konuşarak anlatabildim kendim...
30/04/2026

Fazla iyi niyet, insanı kendinden özür dilemeye mecbur bırakır.

Öyle zamanlar yaşadım ki ne konuşarak anlatabildim kendimi  ne de suskunluğum karşılık buldu.

Şimdi geçmişe dönüp şöyle bir bakıyorum da  kimler için yormuşum kendimi.

Herkesin “o alışkın, o halleder, o affeder” dediği kişi olmuşum da bir tek kendime zor gelmişim. Herkesin her şeyi olmuşum da bir tek kendimi hayatın içinde unutmuşum.

İnsan bunu çoğu zaman geç fark eder. Başkalarına iyi davranmayı erdem sanarak yaşar; anlar, tolere eder, susar ve sonunda taşar.

Ama bir gün herkese gösterdiği anlayışı kendinden esirgediğini anlar. Hep güçlü kalmaya çalışan insan, en sonunda kendi sesini duyamaz hale gelir.

Kendimden Özür Dilerim bir suçlama kitabı değil.

Bir hesaplaşma hiç değil. Bu kitap; kendini ihmal ettiğin yıllarla yüzleşme, kendi değerini yeniden hatırlama ve kendine geç kalmış bir özrü yerine koyma çağrısı.

Çünkü insan bazen başkalarına değil, en çok kendine haksızlık eder.

Ve bazen iyileşmek, kimseden değil, kendinden özür dilemekle başlar.

Bu kitap, kendimizi ihmal ettiğimiz yılların, görmezden geldiğimiz kırgınlıkların ya da üstünü örttüğümüz acıların hesabını tutmak için yazılmadı.

Onların varlığını inkâr etmeden, kendimizle yeniden temas edebilmek için yazıldı.

Çünkü bazen iyileşme, bir başkası bizi anladığında değil, kendi yaramıza ilk kez ciddiyetle dokunduğumuzda başlar.

Bu sayfalar, “Artık yeter,” demekten çok, kendine geç kalmış bir insanın sessiz ama dürüst bir yüzleşmesine eşlik eder.

Belki okurken, yıllardır taşıdığın yüklerin sana ait olmadığını fark edeceksin.

Belki içindeki o sessiz çağrıyı ilk kez bu kadar net duyacaksın.

Ve belki de ilk defa, kendine şunu söyleyebileceksin:

“Kendim… Sana geç kaldım. Özür dilerim.”

Allah’ı (c.c.) neden göremiyorum?Allah’a (c.c.) dua ettim. Duam neden kabul edilmedi?Neden ibadet ediyoruz?Kur’an-ı Keri...
27/04/2026

Allah’ı (c.c.) neden göremiyorum?
Allah’a (c.c.) dua ettim. Duam neden kabul edilmedi?
Neden ibadet ediyoruz?
Kur’an-ı Kerim neden Arapçadır?
İstediğimi yapmakta neden özgür değilim?
Neden canım sıkılıyor?
Yasak ve kurallar neden var?
Çok soru sorasım var, ne yapmalıyım?
İnsanlardan bazıları neden kötü şeyler yapıyor?

Ve daha nicesi…
Güzel dinimiz hakkında çocukların merak ettiği pek çok sorunun cevabı bu “PENCERELİ” kitapta…

Dışarıda yağmur yağıyor, üstüm ıpıslak, kalbim kupkuru ve ben yapayalnızım. Kendimle alakalı her şeyi pekiştirerek söyle...
27/04/2026

Dışarıda yağmur yağıyor, üstüm ıpıslak, kalbim kupkuru ve ben yapayalnızım. Kendimle alakalı her şeyi pekiştirerek söylemek zorundayım, kalbim apacıyor.”

Sene 1992, ülke geçirdiği zor dönemin izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu düzensizliğin içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan kaderleri

bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir ve hiç var olmamış gibi birbirlerinden koparlar.

1992’nin 16 Kasım’ında siyasetin ünlü ismi Atilla Akın’ın biricik kızı Firuze Akın için doğum günü partisi düzenlenir. Partide işlenen cinayet suçluları masum, masumları suçlu yapar.

Firuze Akın’la aynı gün doğan oyun arkadaşı Ali Ecevit Tarhan onuncu yaş gününe girdiğinde omzunda apolet misali taşıdığı bir cinayet suçu vardır artık.

İyi çocuk, kötü çocuk.

Çiz üstünü.

Suçlu çocuk, masum çocuk.

Esmâü’l-Hüsnâ’nın Karakter Gelişimi Üzerindeki Tasavvufî ve Terapik Etkileri İnsanın sahip olduğu yetenekleri en iyi ve ...
24/04/2026

Esmâü’l-Hüsnâ’nın Karakter Gelişimi Üzerindeki Tasavvufî ve Terapik Etkileri İnsanın sahip olduğu yetenekleri en iyi ve en doğru şekilde ortaya çıkarmasının yolu; kendisini yaratan Rabb’inin isimlerini bilmesi ve anlamlarını hayatına gereğince yansıtmasıyla mümkündür. İlâhî isimler, Allah ile kul arasında derin ve güçlü bir bağ kurar; insanın psikolojik ve manevî ihtiyaçlarına cevap verir. Varlığının anlam ve amacını esmâü’l-hüsnâ ile fark eden kişi, Rabb’ine yönelmek ve kulluk vazifesini yerine getirmek üzere dünyaya geldiğini idrak eder. Neticesinde de Rabb’inin ilâhî isim ve sıfatlarıyla bütünleşmeye doğru ilerler. Bu farkındalık veya kendini keşfetme süreci, insanın kendini inşa etme ve yeniden yapılandırma sürecinin ilk adımıdır. Kitapta esmâü’l-hüsnâyı gruplandırarak, anlamlarıyla birlikte sade ve anlaşılır bir biçimde bir araya getirirken; esmâü’l-hüsnâ ile ilgili âyet ve hadisler arasındaki bağları da ele aldık. Böylece ilahi isimlerle kendi dualarınızı oluşturabileceğiniz gibi, âyet ve hadislerden oluşan dualarla nasıl dua edeceğinizi de öğreneceksiniz. Kitabı okurken bağlanma, kişilik, kaygı, duygu durum, davranış ve kimlik bozuklukları; üstünlük kompleksi, melankoli, suçluluk duygusu, saplantılar, hafıza sorunları, kıskançlık, kibir, haset, stres gibi hastalık ve rahatsızlıkların tedavisinde esmâü’l-hüsnâyı okumanın, anlamanın ve hayatla bütünleştirmenin önemini fark edeceksiniz. Yapılan dualarla muhabbet, dua, iyilik, cömertlik, tevekkül, kanaat, vicdan, tevbe, güven, sabır, şükür, dikkat, istikâmet, ruhsal bütünlük gibi erdemlerin; manevî olarak sağlıklı kişilik gelişimi üzerindeki etkilerini hissedeceksiniz

Her mum, bir günü temsil ediyordu. Her fitil, yaklaşan bir sonu. Kimse bu mumların ne için yakıldığını bilmiyordu. Bir s...
23/04/2026

Her mum, bir günü temsil ediyordu. Her fitil, yaklaşan bir sonu. Kimse bu mumların ne için yakıldığını bilmiyordu. Bir savaş mıydı bu, bir ölüm mü yoksa kaçınılmaz bir ayrılığa kalan süre mi?

His Alatav, bir ışık yakarak aydınlanan sayfalarla yüzleşmek zorundaydı. Ya yazılanları kabul edecekti ya da yirmi altı yılın hesabını soracaktı. Nefretle başlayan satırlar, sevgiyle mühürlenmişti. Ama gerçek, hangi duyguyla yazıldığına bakmazdı. His’in verdiği savaş yalnızca ailesiyle değildi.

Kale ve Arkana karşı karşıya geldiğinde, İmparator ve İmparatoriçe yıkmak istedikleri düzeni ayakta tutmak için her şeyi göze almışlardı. Ayrılmayı bile. Çünkü bu düzen yıkılacaksa, bunu başkaları değil, yalnızca onlar yapmalıydı. Artık mesele kimin haklı olduğu değildi. Kim ayakta kalacak, kim hatırlanacaktı… asıl mesele buydu. Tarih, ne devrimi unutacaktı ne de direnişi. Ve bu düzende, mumlar değil: insanlar sönerdi.

Kimse kendi gecesinden geçmeden sabahı göremez. “İçine bakmayan insan kendi kaderini dışarıda arar.”C. G. Jungİnsan, ken...
20/04/2026

Kimse kendi gecesinden geçmeden sabahı göremez.

 

“İçine bakmayan insan kendi kaderini dışarıda arar.”

C. G. Jung

İnsan, kendi iç sesini duyduğu anda dönüşür. Benlik sabit bir kimlik değil; yaşadıkça, fark ettikçe, yüzleştikçe yeniden şekillenen bir iç mimaridir. Bu kitap o mimarinin kapılarını açıyor. İç sesin nerede sustuğunu, duygunun hangi izde sıkıştığını, rollerin hangi yüzü gölgelediğini görünür hale getiriyor.

Her bölüm benliğin derin katmanlarına inen bir ışık yakıyor. Jung’un gölgesi, Goffman’ın sahnesi, Erikson’un gelişim çizgisi ve kalbin tasavvufi bilgeliği aynı noktada birleşiyor. Bu birleşim sizi kendinize döndüren güçlü bir rehbere dönüşüyor.

Yirmi bir günlük içsel çalışma benliği yeniden kuran bir yolculuk sunuyor. Bu yolculuk zihni berraklaştıran, kalbi genişleten, sınırları yeniden tanımlayan bir dönüşüm yaratıyor.

Cevherlerim… Elinizde kendi benliğine doğmak isteyen herkes için yazılmış bir iç görü ve derin bir yüzleşme kitabı duruyor.

Hazırsanız yol başlıyor.

Işıl Atabey, soyadının ağırlığıyla şekillenmiş, kusursuz görünen ama aynı ölçüde boğan bir fanusun içinde yıllarını geçi...
20/04/2026

Işıl Atabey, soyadının ağırlığıyla şekillenmiş, kusursuz görünen ama aynı ölçüde boğan bir fanusun içinde yıllarını geçirmiştir. Yıllar sonra nihayet hayatından kaçtığını, özgürlüğüne ulaştığını düşünmektedir. Ta ki özgürlük sandığı o dünyayı paramparça eden olay yüzünden fanusuna dönene kadar. Bu olayın ardından ailesini koruyabilmesi için önünde sadece tek bir seçenek vardır.
Ecevit Demirhan, Yıkım lakabıyla anılan, geçmişi de kendisi kadar karanlık olan özel eğitimli bir askerdir. Emirlere sorgusuz sualsiz boyun eğmeye alışkındır fakat aldığı yeni emir, sıradan bir görevden çok daha fazlasıdır.
Ecevit ve Işıl’ı birbirine bağlayan karar, kaderin ağları kadar ince örülmüştür.
Birbirlerinin tamamen zıddı olan Ecevit ve Işıl, seçim hakları olmadan sürüklendikleri bu zorunlu durumda, beklenmedik şekilde birbirlerine tutunmaya başlarlar.
Henüz bilmedikleri şey ise onlar için yazılan kaderin bir tesadüften ibaret olmadığıdır.

Bu kitapta incelenen ayetlerde;Ölmek üzere olanlar, ölüp berzah alemine gidenler, ölümden sonra dirilenler, hesaba girip...
27/03/2026

Bu kitapta incelenen ayetlerde;
Ölmek üzere olanlar, ölüp berzah alemine gidenler, ölümden sonra dirilenler, hesaba girip çıkanlar, cehenneme girip çıkamayanlar, mekanı cennet olmayanlar, yaptıklarına ve yaşadıklarına bin pişman olanlar konuşuyorlar. Ve adeta dirilere nasihat ediyorlar.
Ve bize günahlarını, pişmanlıklarını, hüzünlerini, itiraflarını, keşkelerini anlatıyorlar.
Ağıtlar, öğütler, ibretler, ikazlar bir geçit töreni yapıyor gözümüzün önünde.
Bu ayetler;
Doğumumuzu, ölümümüzü, yaşamımızı, hasılı kendimizi, bizimle ilgili herkesi ve her şeyi varoluşumuzun anlam ve amacı çerçevesinde yeniden tanıtıyor, tanımlıyor, anlatıyor ve anlamlandırıyor.
Ve bu kitap bize diyor ki;
Biz Allah’ın kullarıyız. Dünyadaki yaşamamız da ahiretteki hayatımızın tarlasıdır.
„Bu dünyada diken eken ahirette gül biçmeyi ummasın.“

“Çünkü Kur’an, inananlar için ancak bir şifadır.” (Fussilet, 44)Fıtrat Pedagojisi kitabıyla yüz binlerce annenin yoluna ...
13/03/2026

“Çünkü Kur’an, inananlar için ancak bir şifadır.” (Fussilet, 44)

Fıtrat Pedagojisi kitabıyla yüz binlerce annenin yoluna ayet çiçekleri seren Hatice Kübra Tongar, bu defa Kur’an-ı Kerim’in sayfalarına bir psikolog olarak bakıyor.

Güvenli bağlanma, psikolojik rezilyans, öz değer inşası, duygusal regülasyon, mindfulness ve diğer psikolojik kavramlar, Kur’an’ın insan psikolojisini adım adım inşa eden yol haritasıyla muhteşem manalara bürünüyor.

Bu kitap, Kur’an’daki kısa sureleri; ruhun dağılmış parçalarını toplayan birer psikolojik şifa reçetesi olarak ele alıyor.

Okuruna; kaygıyı yatıştıran, öfkeyi sınırlandıran, değersizlik hissini onaran, insanı istikamete yerleştiren bir iç düzen haritası sunuyor.

Ruh sağlığına iyi gelecek öneriler, kısa surelerin satırlarından imbik imbik süzülüyor.

“Kur’an-ı Kerim, bir psikoloji kitabı değildir. Lakin her bir ayet, insana şifa reçeteleri sunan derin psikolojik anlamlar içerir. Zira Kur’an, insanı katman katman yaratan ve onun tüm ruhsal yollarını en başından bilip anlatan Yaratıcı’nın beyanıdır.”

Adresse

MärzStr. 64 1150 Wien Columbusgasse 55 1100 Wien
Wien
1150VE1100

Öffnungszeiten

Montag 09:00 - 19:00
Dienstag 09:00 - 19:00
Mittwoch 09:00 - 19:00
Donnerstag 09:00 - 19:00
Freitag 09:00 - 19:00
Samstag 09:00 - 18:00

Telefon

+4319908353

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Aziziye Kitabevi erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Service Kontaktieren

Nachricht an Aziziye Kitabevi senden:

Teilen

Kategorie