Regenbogen Buchhandlung

Regenbogen Buchhandlung Kontaktinformationen, Karte und Wegbeschreibungen, Kontaktformulare, Öffnungszeiten, Dienstleistungen, Bewertungen, Fotos, Videos und Ankündigungen von Regenbogen Buchhandlung, Unabhängige Buchhandlung, Adalbertstr . 3, Berlin.

1915 Diyarbekir : Yüz Yıllık Ah : Toplumsal Hafızanın İzinde Adnan Çelik-Namık Kemal Dinç İsmail Beşikci, 1960’lı yıllar...
24/08/2015

1915 Diyarbekir : Yüz Yıllık Ah : Toplumsal Hafızanın İzinde
Adnan Çelik-Namık Kemal Dinç

İsmail Beşikci, 1960’lı yılların ortalarından itibaren, Yakın Doğu’nun, Orta Doğu’nun en önemli ve karmaşık sorunu olan Kürt ve Kürdistan sorunu konusunda yoğun bir düşün ve yazım yaşamına girdi. Zorlu ve ödenen bedellere vesile olacak bu yazı ve düşüncelerle ilgili olarak; önce üniversite bünyesinde idari, sonra da adli soruşturmalar açıldı.

Açılan soruşturmalar ve mahkemeler süreci, Kürt sorununun algılanmasında, kavranmasında, boyutlarının açıklığa kavuşturulmasında büyük rolleri oldu. Bu süreçte mahkemeler, aydın insanın nasıl düşünülmesi, tavır göstermesi ve davranılması gerektiğinin sağlıklı ve emin yollarını açığa çıkarmıştır.

1990’lı yıllarda Melsa-Belge Yayınları tarafından ‘’Savunmalar’’ ismiyle yayınlanan kitap, 1993 tarihinde altı yeni iddianame ve bunlara ilişkin savunmalar eklenerek ‘’Mahkemelerin Açtığı Yol’’ ismi ile yayınlandı.

İsmail Beşikci Vakfı yayınları tarafından yayınlanan kitapta, dört adet ‘’savunma’ metni ilk olarak yer alıyor.

İsmail Beşikci olgusunu ortaya çıkaran düşün yaşamı, bu ve başka başka savunmalar ile gösterdiği aydın tutum, dünyada ender ve örnek gösterilen bir insanın etik davranışını, tutkusunu ve tarih karşısındaki sorumluluğunu da göstermektedir.
(Tanıtım Bülteninden)

1915 Bağlamında Kürt - Ermeni Tarih Muhasebesi ve Güncel Tartışmalar Hovsep HayreniHovsep Hayreni'nin 2009-2014 yılları ...
24/08/2015

1915 Bağlamında Kürt - Ermeni Tarih Muhasebesi ve Güncel Tartışmalar
Hovsep Hayreni

Hovsep Hayreni'nin 2009-2014 yılları arasında internet ortamında yayınlanan değişik makale, tebliğ ve tartışma yazılarından oluşan bu kitap, 1915 soykırımı ve gerisindeki gergin ilişkiler bağlamında Kürt-Ermeni tarih muhasebesine odaklanıyor. Yakın dönem ulus merkezli Kürt tarih yazıcılığında o süreçlere dair kendini gösteren hakkaniyetsiz yaklaşımların ve bir başka inkârcılığın eleştirisini yapıyor. Kürt aydınlarının tarihle toplumsal yüzleşmede daha çekincesiz ve açıkyürekli davranmalarını teşvik ediyor. Yine aynı geçmişle ilintili güncel siyasette ortaya çıkan incitici tavırları kritik ederek, dayanışması gereken mağdurların birbirine daha duyarlı olacakları bir anlayış geliştirmeyi amaçlıyor.

Hayreni'nin Dersim ve çevresinde Ermeni halkının tarihi ve yok oluş serüvenini esas alan yazılarına yönelik kimi tepkiler, başka pek çok durumda da gözlendiği gibi "Ermeni halkının geçmişine küçümseyici bakış, inkârcı yaklaşım ve haksız yargıların, Türkiye'de yalnız resmi tarih ve gayrı resmî "sol" türevlerince değil, önemli ölçüde Kürt tarih yazıcılarınca da paylaşıldığını" gösteriyordu. Bu tartışma ihtiyacı ortaya "tabular" ve "ön yargılarla" dolu adeta mayınlı bir arazide yapılmış bir dizi polemik yazısı çıkardı.

Bu yazılar tarihsel gerçeklikleri bulunduğumuz konumdan nasıl algıladığımız gibi, tarih felsefesi üzerine ve halklar için nasıl bir gelecek tasarımına sahip olduğumuzla ilgili de önemli bir tartışma zemini sunuyor. Tarihi tartışıyoruz ama gerçekte yaptığımız bugünü anlamak ve geleceği yeniden inşa edebilmek Tüm bu tartışmalar tarihe nesnel yaklaşılması, adil ve barışçıl ilişkilerin inşası yolunda bir hayli mesafe katetmemiz gerektiğini de gösteriyor.

Hayreni, yazılarında hakkaniyeti, nesnelliğe bağlı kalmayı, özenli ve yapıcı bir dil kullanmayı ihmal etmezken, aynı zamanda son derece açık sözlü, eleştirel bir tutum aldı. Tartışma yazılarının bu nedenle yapıcı, öğretici ve diyaloğu teşvik eden verimli bir zemin sunduğunu söylemek yerinde olur.
-Recep Maraşlı-
(Tanıtım Bülteninden)

Eksik EtekErgün Poyraz, Yasemin ÖzbenÖn-Türk kültürünün kadınları, yöneticiydi, kutsaldı, anaydı... Yönetim kadın ile er...
24/08/2015

Eksik Etek
Ergün Poyraz, Yasemin Özben

Ön-Türk kültürünün kadınları, yöneticiydi, kutsaldı, anaydı... Yönetim kadın ile erkek arasında paylaşılmaktaydı. Kadınların, erkekler kadar sözü geçiyordu.

Peki sonra ne oldu?

Kadın sorununu anlamak için kadının tarihin derinliklerinden günümüze dek uzanan seyir defterini çok iyi okumak gerekiyor. Bu kitap Ön-Türk kültüründen bugüne Türk milletinin eşitlik, özgürlük ve özellikle kadının yeri konusunda geçirdiği evreleri nedenleri, nasılları, çarpıcı örnek ve yanıtlarıyla sorguluyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Barbarın KahkahasıSema KaygusuzHiçbir trajedi kişisel değildir: sirayet eder, bulaşır ve sonunda herşeyin rengini, kokus...
24/08/2015

Barbarın Kahkahası
Sema Kaygusuz

Hiçbir trajedi kişisel değildir: sirayet eder, bulaşır ve sonunda herşeyin rengini, kokusunu değiştirebilir. Sema Kaygusuz yeni romanı Barbarın Kahkahası'yla bir motelde olup bitenlerle bir ülkeyi anlatıyor. Tatil, dinlenme, tembellik zamanının beklenmedik ve pek nahoş bir şekilde kesintiye uğraması motel ahalisi arasında gerginliklere, bastırılmış kişisel hesaplaşmaların gün yüzüne çıkmasına, dillendirilememiş acıların ortalığa saçılmasına sebep olur. Tüm bu olan bitene bir ergenin sert, zalim ve el yordamıyla giden "erkek olma" uğraşları da eşlik eder. Kaygusuz okurlarının iyi tanıyacağı kendine has üslubuyla ilerleyen roman, alttan alta sürdürdüğü polisiye roman gerilimini de final sahnesine kadar taşımayı başarıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur(Toplu Şiirler 1)Yılmaz OdabaşıYılmaz Odabaşı'nın bu kitabında, 34 yıllık şiir serüve...
24/08/2015

Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur
(Toplu Şiirler 1)
Yılmaz Odabaşı

Yılmaz Odabaşı'nın bu kitabında, 34 yıllık şiir serüvenine dağılmış on şiir kitabı ilk kez bir arada sunuluyor. Siste Kalabalıklar (1985), Yurtsuz Şiirler (1987), Aynı Göğün Ezgisi (1989), Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur (1992), Cehennem Bileti (1995), Aşk Bize Küstü (1997), Çalınmış Bir Mahşer İçin Ahval (1999), Ey Hayat (2000), Buğulu Atlas (2002), Bana Yasak Sözler Söyle (2014).

Yılmaz Odabaşı, yazdığı ilk yıllardan itibaren şiirimizde 80 kuşağının özgün, sevilen ve yaygın okunan şairlerinin başında yer aldı. Ahmed Arif'in epik ve dağlı sesi ile Attila İlhan'ın kentli lirizminin bireşimi sayılabilecek yalın ama imgesel yoğunluklu bir dil oluşturan şiirleri, 1980'lerin başından 2000'li yıllara dek genç kuşak şiir okurları üzerinde büyük bir etki oluşturdu.

Şair, bu kitabında yer alan şiirleriyle pek çok ödül kazandı. Çeşitli dillere çevrilen ve başta Ahmet Kaya olmak üzere birçok besteci tarafından yorumlanarak milyonların belleğine kazınan şiirleri, bir başucu kitabı olmaya aday.
(Tanıtım Bülteninden)

Kur'an Verilerine Göre Kötülük ToplumuYaşar Nuri ÖztürkTürk toplumu bir kötülük toplumu. Türk toplumu büyük çoğunluğu il...
24/08/2015

Kur'an Verilerine Göre Kötülük Toplumu
Yaşar Nuri Öztürk

Türk toplumu bir kötülük toplumu. Türk toplumu büyük çoğunluğu ile aklın değil, aldanmanın, ilmin değil, cehaletin, Kur'an'ın değil, hurafenin, ciddiyetin değil, laçkalık ve ucuzculuğun yanında yer almaktadır. Kısacası, Türk toplumu bir 'mefsedet toplumu' manzarası arzetmektedir. Mefsedet varsa bunun miktarı, sayısı önemli değildir. Varlık yasaları ve Kur'an, hükmünü mefsedete göre vermektedir.

Hüküm mefsedete göre verilmiş ve Türk toplumuna çok ağır bir ceza faturası kesilmiştir.
Türkiye halkları, egemen çoğunluğuyla (ki hüküm çoğunluğa göre verilir) şunları yapıyor:

1. Dürüstleri cezalandırıyor,
2. Zalimlere yardakçılık ediyor,
3. Zorbalara isyanın ıstırabı yerine itaatin rahatını yeğliyor,
4. Maun suçlarına ortaklık ediyor,
5. İşletilen akıldan rahatsız oluyor,
6. İlimden rahatsız oluyor,
7. Haram servete itibar ediyor,
8. Riyakârlığa itibar ediyor,
9. Maun namazlarına ve zarar mescitlerine paye veriyor,
10. Işık taşıyıcı Prometheusları cezalandırıp haydut Barabbasları ödüllendiriyor.

Bütün bunlar, Türk toplumunun bir 'kötülük toplumu' olarak damgalanmasına ve ceza faturasının buna göre kesilmesine gerekçe oluyor.

Kötülük toplumu lanet vesilesi kötülükler işlediği için lanetlenmiş toplumdur. Batı toplumla-rının birçoğu, hastalıkları, pisikolojik sorunları, intiharları, ruhsal dengesizlik problemleri bolca olan toplumlardır ama bu onları kötülük toplumu yapmıyor, hatalı, problemli toplum yapıyor. Böyle olunca da Allah onlara ağır ceza faturaları kesmiyor, onları Ra'd 11. ayetin kılıcına maruz bırakmıyor.

Elinizdeki eseri, bu Kur'ansal-evrensel gerçeği göz önünde tutarak okuyun...
(Tanıtım Bülteninden)

ÇöküşHakan AygünHalk TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Aygün, yaklaşan genel seçimler öncesi bir 'seçim kitabı'na imza attı...
24/08/2015

Çöküş
Hakan Aygün

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Aygün, yaklaşan genel seçimler öncesi bir 'seçim kitabı'na imza attı.

'Çöküş' adlı kitap, AKP'nin 'Batılı' Türkiye'yi nasıl modern dünyadan uzaklaştırarak bir çöküşe götürdüğü kadar; çöküş sırasının artık 'Türkiye'yi çökertmeye çalışanlara' geldiğini anlatıyor.

Gezi'nin efsanevi yayıncısı Halk TV'yi yönetirken yaşadıklarını, gördüklerini, 'bir dönemin günlüğünü tutar' gibi analizleriyle halka aktaran Hakan Aygün, 'Çöküş'te 2015 genel seçimleri sonrasındaki olasılıklara ışık tutuyor. 'Çöküş'ün önce Erdoğan'ın sonra AKP için niye kaçınılmaz olduğunu anlatıyor.

Türkiye'nin 'AKP iktidara gelirse bir daha demokratik seçim olmaz' ya da 'AKP sandık hileleriyle sandığı bırakmak istemeyecektir' tartışmalarıyla gittiği 2015 seçimlerinin havasını anlatan bir 'dönem kitabı' olma özelliğini de taşıyan 'Çöküş', bu özelliğiyle kütüphanelerde yer alması gereken bir yapıt olarak karşımıza çıkıyor.

AKP-Cemaat kavgasının gizli şifrelerini çözmeye çalışırken, direkt taraf olmadan 'yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı' yaklaşımıyla, 'olayın sıcaklığına' kapılmadan objektif bir fotoğraf çekmeye uğraşıyor.

Hakan Aygün kitabında, 'kadın fıtrattan erkekle eşit değil' söylemi ve seçim meydanlarına Kuran'la çıkmaya uzanan İslamcılığın vardığı noktaların günlüğünü tutuyor. Hırsızlık ve yolsuzlukları sahiplenmeye dek uzanan 'dinci fanatikliğin' arkasındaki 'amaç için her yol mübah'a dek ulaşan 'takiyye' geleneğinin kodlarını çözmeye çalışıyor.

Hakan Aygün kitabında, HDP'nin baraj sorununun gelecekte hangi tartışmalara gebe olduğunu, gün gelip 'Türklerin bölünmeyi isteyebileceği' fantezisiyle harmanlayıp, ulusalcı sol Kürt siyasetinin sıkıntılarına da el atıyor.

Hakan Aygün, 'Neden CHP ile özdeşleşen Halk TV'de' çalıştığının cevabını da, satır aralarına sıkıştırdığı 'medyanın yaşadığı iktidar baskılarını' anlatarak veriyor.

AKP'nin en son rahibin içeri tıkıldığı meşhur N**i fıkrasını 'en son imamları içeri tıkarak' günümüzde yaşattığını anlatırken, politik tavrını da, toplumun tüm renklerini kapsayan merkeze açılmış bir kitle partisi olmaya, yani gerçek anlamda sosyal demokratlığa soyunmuş CHP'den yana koymaktan kaçmıyor. Türkiye'ye demokrasiyi getiren Atatürk'ün Partisi CHP'nin yeni görevinin sadece 'ulusalcılık' sadece 'solculuk' ya da sadece 'liberallik' gibi 'tekli' alanlara sıkışmadan, Türkiye'nin 'Ortadoğululaşmasını' engellemek için 'merkezin yeniden inşası' olduğuna dikkat çekiyor.

'Çöküş', Hakan Aygün'ün kuruluş aşamalarını bir gazeteci olarak çok yakından takip ettiği AKP'nin 'İslamcılığın demokrasi' sorunu yüzünden nasıl önce kendisinden olmayanlarla, sonra da kendisinden olanlarla bile kavgaya sürüklenerek, çöküşe doğru gittiğini anlatıyor.

Hakan Aygün, 'Çöküş'te şimdiye dek paylaşmadığı bazı 'çok özel kulis bilgilerini' de, gazeteciliğin olmazsa olmazı 'off the record' kuralının sınırlarını aşmadan, değişik imalarla veriyor.

Hakan Aygün, Cumhuriyet Gazetesi'nde çalıştığı 1980'li yılların sonunda kaleme aldığı, Türkiye'de siyasal İslam'ın iktidara geleceği uyarısını yaptığı 'Şeriatın Ayak Sesleri' kitabının ikinci ve son cildi olarak gördüğü 'Çöküş'te, siyasal İslam'ın çöküşe geçeceğinin müjdesini veriyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Ermeni Devrimci Paramaz(Abdülhamid'in İttihat Terakki'ye Ermeni Sosyalistleri ve Soykırım)Kadir Akın Beyazıt Meydanı'nda...
24/08/2015

Ermeni Devrimci Paramaz
(Abdülhamid'in İttihat Terakki'ye Ermeni Sosyalistleri ve Soykırım)
Kadir Akın

Beyazıt Meydanı'nda on dokuz arkadaşıyla birlikte idam edilen Paramaz'ın ve Osmanlı-Ermeni devrimci hareketinin mücadelesini irdeleyen elinizdeki kitap, resmi ideolojinin ve kendisini bu ideolojinin tesiriden kurtaramamış sosyalist hareketin örttüğü bir tarihe ışık tutuyor.

Kadir Akın, bu ilk kaynak niteliğindeki çalışmasında Paramaz ve arkadaşlarını anlatmakla yetinmiyor, onların mücadelesinin daha iyi kavranabilmesi için o dönemin siyasi koşullarını ve Ermenilere uygulanan soykırımı, detaylı araştırmaların ürünü olan eserlerden yararlanarak yeniden inceliyor. Türkçe kaynakların yanı sıra, sadece bu çalışma için Ermenice asıllarının ilgili bölümlerinden yapılmış çevirileri de içermesi kitabın kaynak değerini yükseltiyor.

Okur, kitapta Paramaz ve yoldaşlarının serüvenini izlerken, milliyetçi diye anlatılan Ermeni devrimcilerinin aslında Türk devrimcileriyle birlikte mücadele etme çabasında olan enternas-yonalistler olduğunu görecek. Kadir Akın da bu serüveni Ermeni devrimcilerinin tarihi olarak değil, müşterek mücadele tarihimizin bir parçası olarak sunuyor, Paramazları "ötekilerin" değil, bizim kahramanlarımız, bizim devrimcilerimiz olarak sahipleniyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Sarı Lacivert Öfkeli Adam: Aziz YıldırımAytunç Erkin3 Temmuz 2011... Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın gözaltın...
24/08/2015

Sarı Lacivert Öfkeli Adam: Aziz Yıldırım
Aytunç Erkin

3 Temmuz 2011... Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın gözaltına alınması, Ergenekon ve Balyoz depremlerini yaşamakta olan Türkiye'de yeni bir süreç başlattı. Bu kez hedef milyonlarca taraftara sahip Fenerbahçe'ydi. Gazeteci-yazar Aytunç Erkin, bu kitapta sarı-lacivertli dünyada büyük bir dayanışmaya yol açan operasyon ve dava sürecinin iç yüzünü sergiliyor. Usta gazeteci Uğur Dündar'ın önsözüyle sunduğumuz Sarı-Lacivert Öfkeli Adam: Aziz Yıldırım, futbolun, asla yalnızca futbol olmadığının da bir kanıtı.

Fenerbahçe'nin "En uzun 90 dakikası" nasıl başladı, nasıl bitti?
"Şike davası"nın Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve Devrimci Karargâh'la ne ilgisi var?
Başbakan Erdoğan, Fenerbahçe Kongresi'nde neden devreye girdi?
AKP ve Cemaat, Fenerbahçe'den ne istediler, ne alamadılar?
Fenerbahçe düşmanlığı yapan gazeteciler kimler?
Aziz Yıldırım'ın tutuklanacağını bilen "Hayalet" yazar kim?
Aziz Yıldırım'ı neden İBDA-C'den dinlediler?

"Korkmayın beyler, korkmayın. Ne görüyorsanız yazın... Bu devran değişir. Burada her şeye yanıt vereceğim. Birlikte mahkeme yapacağız. Benim de size sorularım olacak. Bu dava siyasi amaçlı bir davadır."
-Aziz Yıldırım-
(Tanıtım Bülteninden)

Kedittin DirenişFerhan Şensoy"4 Nisan 2011 - 7 Nisan 2014 arası Aydınlık gazetesinde yayınlanan bu yazılar, bir dönemin ...
24/08/2015

Kedittin Direniş
Ferhan Şensoy

"4 Nisan 2011 - 7 Nisan 2014 arası Aydınlık gazetesinde yayınlanan bu yazılar, bir dönemin günlüğü oldu. Çoğu, Gezi'den önce yazılmış, gerisi Gezi'nin uzantısı. Bir milattır Gezi direnişi."
(Tanıtım Bülteninden)

Birinci ve İkinci Dünya savaşlarının Almanya ve Türkiyesini en dehşet panoramalarıyla anlatan kitapta yıkımlardan çıkan ...
24/08/2015

Birinci ve İkinci Dünya savaşlarının Almanya ve Türkiyesini en dehşet panoramalarıyla anlatan kitapta yıkımlardan çıkan insanların hayatları resmediliyor.

Teşkilat İstanbul’daki cezaevlerinde ne kadar belalı, dengesiz ve kusur abidesi tip varsa hepsini serbest bırakmış, Anadolu’ya gödererek kan reva panoramasını da yaratmıştı. Felaketin ne anlama geldiğini mütareke döneminde yapılan Divan-ı Harb-i Örfi yargılamalarında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ve Teşkilat’ın önemli adamlarından Atıf Bey, davanın yedinci oturumunda ,“İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Merkezi-i Umumisi gözetiminde, Teşkilat-ı Mahsusa bir seri suç makinesine dönmüştür.” diyecekti.

“Enver Paşa askeri ataşe olarak Berlin’de kaldığı 1912 yılına kadar Almanlardan her türlü desteği görmüş, Alman imparatoruluğuna da raporlar sunup durmuştu. Almanlar bu paşanın önemini yaptıklarından çıkarmış, hatırasını yaşatmak için Dresden kentinde bir tütün fabrikası kurmuş, paşanın adı ile anılan Enver Paşa ve Selamün-aleyküm anlamında Salem adı verilen sigaralar üretmeye başlamışlardı.”

Alman Büyükelçi Hans Freiherr von Wangenheim’i Osmanlıların alayına küfrettiren aslanlı yalısında Sait Halim Paşa’ya Osmanlıyı savaşa sokan imzayı attırmasının verdiği güçtü. Küfürlerine tanık olan Cavid Bey arkadaşlarına: “Sadrazamın odasındayken Wangenheim geldi. Anormal bir halde ve delirmişcesine...Kendimi kudurmuş bir köpek karşısında hissettim. Söz söylemiyor havlıyordu...” demişti...

Bütün gücü elinden zorla alınmış diye özgüvenine yanan yaralı bir kartalın çaresizliğiyle oturan altmış iki yaşlarında bir adam vardı karşısında. Koltuğun üzerine atılmış bir eşya gibi duruyordu. Sessizliğinin arkasına sakladığı gergin adama rağmen merhamet dileyen bakışlarla bu güzel kadının burada ne işi olduğunu anlamaya çalışıyordu. “Adım Fatma...” dedi ses. Adam başını hafiften kaldırıp avını izleyen bir kartal gibi tepeden baktı.
“Adın neden Fatma?” diye sorduğunda, Fatma ilk defa adına takılmış biri ile karşılaşmıştı.
“Güzel bir isim olduğundandır herhalde.”
“Biz Katoliklerde kara bir güne sebep olan isimdir.” Çirkindi. Çirkinliği insanda, ona erişilmesi imkansız bir duygu yaratıyordu. Hayatını, sakındığı insanlara karşı reddetmeler üzerine kurduğu anlaşılıyordu
“Bu kusurlu adamın karşısında ne işiniz var?” diye umutsuz bir ses tonuyla sordu adam.
Adı, ‘İnsanların Hükümdar’ı anlamına geliyordu.
“Kusur mu? Ne kusuru?”
“Bu kırma yaratığı görmediğinizi mi söylüyorsunuz?Bana acıdığınız için mi söylüyorunuz yoksa?”
“Neden acıyayım size, tanımıyorum ki sizi?”
“Çok iyi niyetlisiniz bayan. Ben alışığım bu halime. Beni şaşırtan benden tiksinmemiş olmanızdır.” dediğinde Fatma Şerif Ali’nin bir keresinde, “Hüznünü ve kederini seven insan bilgili insandır.”dediğini hatırladı
İçinde çırpınıp durduğu anlaşılmaz yalnızlığının yanına katı ve katlanılması zor bir insan potresi koymuştu. Onda hiçliği hatırlatan çok şey vardı. Bu hiçlik bir tür alacakaranlıktı. İki de bir gelip yerleşmek isteyen sessizlik adamın tuhaf bir isteğiyle bölündü.
“Bana kırmızı begonvilin masalını anlatır mısınız?”
Altmış üç yaşlarına merdiven dayamış birinin masal istediği görülmüş şey değildi. En zayıf noktasından vurulduğunu hissetti Fatma. Çünkü, kendisine hiç masal anlatılmadığını hatırladı. Ne çocukluğunda anlatılırken kapısından girdiği bir masal ne de çocuklarının dinlediği bir masalı olmamıştı.
“İnsanlar gerçeklerden kaçınca bir masala saklanır.” dedi Fatma ansızın.
“Yarattığı masal onun gerçeği olduğundandır.” dedi adam.

İttihat ve Terraki Osmanlısının ve Hi**er Almanyası’nın dehşetengiz enkazından çıkıp gelen insanların romanı. Gerçek yaşanmışlıklar, gerçek tarihler... İnsanların yıkımı bazen ülkelerinin yıkım tarihine benzer… Türk – N**i ilişkilerinde gözden kaçan ayrıntılar, yaşanmışlıklar, inanılmaz olay ve bağlantılar...

Arka Kapak Tanıtım Yazısı

Abdullah Gül İle 12 Yıl(Yaşadım Gördüm Yazdım)Ahmet SeverAK Parti'nin kurucu önderlerinden Abdullah Gül'ün başbakan, dış...
24/08/2015

Abdullah Gül İle 12 Yıl
(Yaşadım Gördüm Yazdım)
Ahmet Sever

AK Parti'nin kurucu önderlerinden Abdullah Gül'ün başbakan, dışişleri bakanı ve cumhurbaşkanı olarak Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damgasını vurduğu 12 yılın hikâyesi...

En başından son gününe kadar Gül'ün başdanışmanlığını yapan Ahmet Sever bu kitapta 12 yılın bilinmeyen, söylenmeyen veya söylenemeyen perde arkası gerçeklerini anlatıyor.

- 27 Nisan muhtıra gecesi konutta neler yaşandı, karşı metin nasıl hazırlandı?
- 1 Mart Tezkeresi kabul edilseydi Türkiye'nin rotasını değiştirecek hangi gelişme olacaktı?
- Gül cumhurbaşkanlığı sırasında en çok neye üzüldü ve kırıldı?
- Cemaat'e yakın mı?
- Gezi Olayları'nı nasıl gördü, neler yaptı?
- Berkin Elvan'ın babasına ne dedi?
- 17/25 Aralık yolsuzluk iddialarına tepkisi ne oldu?
- Hangi olaydan sonra sabrı taştı?
- Pişmanlıkları ve keşkeleri nelerdi?
- Bugüne bakıp hatırladığı çocukluk hatırası neydi?
- Twitter yasağını nasıl deldi?
- Erdoğan ile hangi konularda ayrıştı?
- Bülent Arınç'ı istifadan nasıl vazgeçirdi?
- Hayrünnisa Hanım ne zaman "Artık yeter" dedi?
- Hakan Fidan krizinde ne yaptı?
- Çekilme kararını ne zaman ve neden aldı?
- Hangi ünlü gazeteciyi hapse girmekten kurtardı?
- Suriyeli Ermenileri Türkiye'ye getirmek için hazırlanan gizli plan neydi?
- Erivan'a gitmeye nasıl karar verdi, bu karara kimler karşı çıktı?
(Tanıtım Bülteninden)

Adresse

Adalbertstr . 3
Berlin
10999

Öffnungszeiten

Montag 10:00 - 20:00
Dienstag 10:00 - 20:00
Mittwoch 10:00 - 20:00
Donnerstag 10:00 - 20:00
Freitag 10:00 - 20:00
Samstag 10:00 - 20:00

Telefon

+4930303146

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Regenbogen Buchhandlung erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Service Kontaktieren

Nachricht an Regenbogen Buchhandlung senden:

Verknüpfungen

Teilen