IĞDIR YOLU

IĞDIR YOLU yöresel ve kültürel degerlerimiz
halkimizla olan dayanismamiz hakkinda paylasimlar yeralmaktadir

Bizim lisemiz....Bir lise vardı Iğdır elindeAsalet akardı aras nehrindeDediler yıklacak günün birindeEtmeyin ağalar hatı...
31/05/2026

Bizim lisemiz....

Bir lise vardı Iğdır elinde
Asalet akardı aras nehrinde
Dediler yıklacak günün birinde
Etmeyin ağalar hatırası var

Ana baba çocuk aynı lisede okudu
Gelin hemşire, oğul öğretmen oldu
Duyunca annem saç baş yoldu
Satmayın ağalar hatırası var

Baktım uzaktan bir duvarı çatlamış
Birileri için için satmaya başlamış
Bir otak çıkıp herkesi taşlamış
Yatmayın ağalar hatırası var

Başınıza taş gelsin, gözünüze k*m
Arsızlar rant uğruna ettiler hucum
Neden susarsın aslanım, koçum
Susmayın ağalar hatırası var

Edbiyatı öğrendim Asker Çağlar'dan
Matematik Ayhan'dan, tarih Enver Oğandan
Kimimiz arandan, kimimiz dağdan
Yıkmayın ağalar hatırası var

Güntekin der herkes el ele versin
Güzel lisemizin duvarları yenilensin
Bir de kapısına müze süsü verilsin
Yakmayın ağalar hatırası var

Ziya Yildirim Güntekin

Âşk ile Iğdır aşk ile...Aşkın resmini çizdim tuveleÖzü Iğdır, sözü Iğdır, hazı IğdırArzu halim yazdım hewâleKalem Iğdır,...
21/05/2026

Âşk ile Iğdır aşk ile...

Aşkın resmini çizdim tuvele
Özü Iğdır, sözü Iğdır, hazı Iğdır
Arzu halim yazdım hewâle
Kalem Iğdır, kâğıt Iğdır, yazı Iğdır

Bülbül misali yuvalandık gurbete
Yenilir bu ömür bir gün hasrete
Boyun bükmedik m**d ile nam**de
Sözü Iğdır, gücü Iğdır, farzı Iğdır

Kara kış, Payız, Yaz nedir bilmedik
Hasret mıh gibi, hiç yürekten gülmedik
Çıktığımız yoldan geri dönmedik
Gözüm Iğdır, gönlüm Iğdır, arzum Iğdır

Ata baba Iğdır'ı mekân bildik
Acılara bazı ağlayıp, bazı güldük
Nereye gidersek gidelim Iğdır'a döndük
Anam Iğdır, babam Iğdır, yuvam Iğdır

Aras deli deli etrafından dolaşır
Yaylalarında koyun kuzu meleşir
Gelen gelir gelmeyen helalleşir
Gelişim Iğdır, gidişim Iğdır, dönüşüm Iğdır

Güntekin bir gün sana dönecek
Bunu dost düşman herkes bilecek
Ağrı eteğinde demli çay içecek
Sevgim Iğdır, sevdiğim Iğdır sevgilim Iğdır,

Ziya Yildirim Güntekin

GERİ GEL...Biraz daha dikkatli baksan göreceksinGöreceksin namlunun ucunda saklanan acılarımıFirari bakışlarıma aşk düşm...
03/05/2026

GERİ GEL...

Biraz daha dikkatli baksan göreceksin
Göreceksin namlunun ucunda saklanan acılarımı
Firari bakışlarıma aşk düşmüş
Ölümden korkan kim
Hain bir ayrılık hasıl olmuşken ocağımıza
Uzaktan uzaktan fırtınaları vuracak oldum
Ne çok yamaçlarına yar olduk dağların
Ne çok ahtını aldılar anaların
Bir ölüm makinasına döndü dönekler
Öldür öldür bitmez bu şiir yazan yürekler

Heval geceler sadece sokak lambaları söner
Güneş ışığı, asla karanlıkta kalmaz
Bu kadarcık meyle ne hancı sarhoş olur,
Nede hanın yolu bulunur...
İyisi mi sen gölge de kalma aydınlığa gel.

Karanlık, sadece Cehennem"de bulunmaz
Yüreksiz bir ordu gibidir cehalet
Her imlasında bir ilim ığdam edilir
Her bedduasında bir şair asılır
Kaypaklık bekleme gecenin zerafetinden
Yürümeği unutmadıysan umut zindandada olsa
karanfil kokacaktır kahve köşeleri
yeterki ses ver sesime

Siren seslerine aldırma
Korkma
Yine biri radyoda suç işlemiş
Almış eline mikrofonu ver yansın etmis Faşizme
Boyamış saçlarını kızıla
gözlerindeki mavi kan çanağında yoğrulmuş
Bağırmış delice
Unutma, cehalet bizim göle maya çalamaz
bizim gökyüzümüzdeki yağmurla ıslanamaz
Faşizm ne kadar kuvvetli olursa olsun
Biz çocuklar kadar cesur olamaz

Gel
Şafak türküleriyle gel
türküler yüreğimi
şiirler kalemimi
annem bağrını dağladığında gel

Notaların dilinden en iyi biz anlarız
Sol yanıma düşen ecelimle gel
Sanma her Eylül bir Sonbar"dır
Haziran"a yağan kar boranla gel

Belkide tarih hep tersten yazıldı
Mazlumların isyanı ihanet,
zalimlerin baskısı savunma oldu
Bir soykırımdır yaşadığımız
Bir aşk sarhoşluğudur Kadehdeki feryatlar,
bir isyan fırtınasıdır.
Bu gökyüzünde dolaşan kuşlarla
tut bir sarhoş eyvahının ucundan
Öyle geri gel...
Gel ki bir daha vurulmasın bu gökyüzünde uçan turnalar

Ziya Yildirim Güntekin

IĞDIR... Bir koca dünyanın içinde bir küçük şehirSokaklar kirli, beton evler doğa düşmanıkirli bir buluttan, yağmurlar d...
30/04/2026

IĞDIR...

Bir koca dünyanın içinde bir küçük şehir
Sokaklar kirli, beton evler doğa düşmanı
kirli bir buluttan, yağmurlar düşer üstüne.
Kirlenir evlerin namus katı
Sanırsın annelerin gözyaşları karışmış içine
Sanırsın bir çoçuk düşmüş akide şeker peşine
Öyle ıslak, öyle acı
Öyle arsız bir dünya ki
Ne insaf ediyor bu şehire
Ne de Iğdır isyan ediyor kaderine
Hava kirli, yollar kirli, üstümüzde olan kirli

Her gün
Toplanır nasırlı eller pazar yerine
Ar, namus kavgasına benzer
Toprakta mahsul kavgası
Aş, ekmek kavgası
Hep bir kavga, hep bir kavga
Aval aval dağlara bakar şehir boyalı sokaklar
Sanırsın Marmaris mübarek
Öyle heybetli, öyle de bir gururlu
Oysa, hala yerinde sayıyor hastahane
Hala kahvene köşeleri dolu
Ve hala insanlar uykuda
Ne bir adım ileri, ne geri
Şehire giren hasta, girmeyen hastadan daha çok hasta
Adı hasret

Kızlarını anlatamam
Gökkuşağını anlatayım siz ona benzetin
Suyun berraklığını, doğanın cömertliğini anlatayım siz berekete sayın
Beyaz'ı anlatayım gelinliğe, maviyi anlatayım siz masumiyete sayın
Öylesine bir kaç mucizenin tek bir tende buluşması gibi
Bizim kızlar
Saçlar örtülü, saçlar hovarda yürekler aynı
Karekter yüklü
Bazen tırpan ile, bazen çapa
Bazen kalem ile, bazen gür sesle
Bizim kızlar
Hayranım size anam babam

Delikanlılar biraz hovarda
Belki birazdan biraz daha fazla
Lâkin söz bakışlı
Mert mi mert
Adamın has olanından
Ben Deniz dersem, siz özgürlüğe sayın
Ben toprak dersem, siz nasırlı ellere sayın
Ben sevda desem, siz lılarla sayın

Bir küçücük şehir işte
Kocaman dünyanın içinde bir büyük hasret noktası
Gidince dönmek zor, dönünce dayanmak
Resimleriz yüreğimize
Kızarız bozuk yollara, lâkin yine özleriz
Sorarız gidip dönenlere
Kaysılar oldu mu?
Havalar nasıl?
Vali yolu hala dolu mu?
Cevap umrumuzda değil. Ne söylense söylensin bizi mutu eder.
Çünkü haber Iğdır dan olunca, acı da bizim, sevinç de.

Ziya Yıldırım Güntekin

Iğdır da aşk mı?İnşallah bir dahaki doğuşa…Şimdi Iğdır da Nisan sabahlarının üstüne yağmurlar düşerÇiçeklenir kaysı dall...
28/04/2026

Iğdır da aşk mı?
İnşallah bir dahaki doğuşa…

Şimdi Iğdır da Nisan sabahlarının üstüne yağmurlar düşer
Çiçeklenir kaysı dalları
Güzelleşir gençlerin yüreği
Sokaklarda gölge takipleri
Gölgemin içinde sen varsın
Dinle sesleri
Bahar çömert
Toprak telaş içinde
Ne ekersen onu biçersin sözüne rahatlar eve yorgun dönen amele kısmı
Sarı, mavi traktörler köy yollarını işgal etmiş
Bir sohbet, bin nasihat dolaşır kahve köşelerinde
Yine zam geldi tohuma, gübre ateş içinde
Aracı tefeci bıyık altı kâr peşinde
Üzülme Memo sakla derdini bir dahaki düşüne

Şimdi Ağrı dan Iğdır'a Nisan rüzgarları eser
Toz eder toprak
Çiğ düşer seher vakti üstümüze
Üşür kaysı çiçeği
Söner umutları tarla kızlarının
Gözleri yol gözlerken, dillerinde bir şarkı
Anlayana kürtçe
Anlamayana sivri sinek vızıltısı
Yanar Orgofun loş ışıkları
Kıskanır kızlarını ateş böcekleri
Camlar ter temiz,
perde arkasına saklanır sohbetimiz
Anlarsın bir bayram geçmiş üstümüzden
Adı Nervuz
Dinle beni
Dinle ki
Küs olanlar yeniden düşünsün
Barışmayı
Yardımlaşmayı
Konuşmayı öğrensin
Dinle
Dinle ki
Ay"a göz eden yıldızlar üzülmesin
Güneş göğümüze doğmaktan asla vazgeçmesin...

Yıkılsın dağ yangınları
Nisan dan sonra gelen her yangın yürektendir
Kör gözlüdür mağaralar gönlümüzde
Saklanma içime
Ele verir nefesim seni
Tükenirsin ayrılıklarımın içinde
Sarıbığ, Erhacı, Alikamer, Hakveyis yolundan geçip giderken sabırlı yüreğim,
taşa döner adil olmayan evliya
Ölmem.
Lakin yaşamak içinde de bir çabam olmaz
Söyleyin anneme üzülmesin
İçim öleli çok oldu
Şimdi sadece gözlerimi kapatıyorum
Aşk mı?
O da kalsın bir dahaki doğuşuma…

Ziya Yildirim Güntekin

Iğdır küçeleri...Töre önemli...Çirkin duvarların gölgesinde, uyuyan çocukları almış korumasına serçe yuvası  Iğdır evler...
28/04/2026

Iğdır küçeleri...
Töre önemli...

Çirkin duvarların gölgesinde, uyuyan çocukları almış korumasına serçe yuvası Iğdır evleri
Damarından kan akar dut ağaçlarının
Direnir al çuhalı kızlar karayelin toz dumanına
Benizler soluk, tarlalar çapa mevsiminde kudurur
Güneş, düşman kesilmiş bulutlara
Kavurdukca kavurur ovanın bağrını.
Rüzgardan korkar leylek kanadı
Gelinlik kızların taçları namus belasında
Gözlerde öç fırtınası
Yaşantımız göç halinde
Utangaç
Gözler de bir acaba
eller de kına izi, dudaklarda hafif bir ruj lekesi
Kan kırmızı...

Bir elinde elma,
diğer elinde akide şekeri, bıyıklar yeni yeni nemlenmiş
Biz adına ter deriz de, sanki yeni sulanmış tarla gibi ıslak, bıyık altı gülüşleriyle kocaman bir delikanlı dam üstünde
Gelin geçerken, trene bakar gibi bakar
Dili dimağndan şikâyetci. Yutkunamaz serdengeçti. Ağzındaki tükrük kor gibi
Tükürse yere yer yanacak
Düşüncesi kan kırmızı
Elma gelin kafasına benden kork der
Akide şekerleri bir tatlılık getirir gelin ocağına.

Gece dam üstü yataklara ay ışığından aşk süzülür
Bir sessizlik
Bir sessizlik, sanki ölüm uykusu var ova da
Bir ses bekler yıldızlara takılı uçurtmam
Dünden kalma ağıtlara yenilmiş köy yolları
Hendek, hendek ölmüş özgürlük
sabır yoluna dönmüş yürekler
Ve bir kurşun sesi yankı yapar
Sesi kan kırmızı
Gelin temiz çıkmadı.

Vakitsiz düşer Erivan ışıkları aras boyuna
Kirlendikce kirlenir benekli kaysı güzelleri
Yakındır kudurması Ağrı'nın
Kar düşmeden salkım saçak pamuk tarlalarının üstüne
Nesiller bir birine karıştı düğün dernek yerinde
Bir senfoni
Bir birleşim
Bir aşk var yoldan henüz yeni dönen gönüllerde
Bu kez sıcak sıcak eser karayel
Toz ölür, toprak hırçınlaşır iki mevsim arasında
Ne öleni kabul eder, ne de öldüreni
Barışa gebe ığdır küçeleri ölür kahrından
Ve bir söylenti alır ovayı
Damat küsmüş geline
Geleceğimiz olur kan kırmızı
Adına töre dedikleri...

Ziya Yildirim Güntekin

IĞDIR’DA AYAKKABI BOYACILARIYıl 2012 Bir Ağustos akşamı sıcak mı sıcakÇoktandır yağmur yağmıyor. Öyle bir baskın ki güne...
28/04/2026

IĞDIR’DA AYAKKABI BOYACILARI

Yıl 2012 Bir Ağustos akşamı sıcak mı sıcak
Çoktandır yağmur yağmıyor. Öyle bir baskın ki güneş, tırnak uçlarıma kadar terlemişim. Susuzluk da işin başka bir boyutu. Her ne hikmetse bu Ağustos diğer Ağustos'lara hiç benzemiyor. Gerçi bu lafı her Ağustos'ta kullanıyoruz ya. Olsun. Yine de bu Ağustos başkalarına hiç benzemiyor.
Çok sıcak.
Iğdır yanıyor.
Deniz olsa, veya bir göl olsa. Bunu her Iğdır’lı demiştir. İmkansız olduğunu bile bile
Sahil, güneş, sıcak birleşince güzel oluyor elbet.
Ama nerdeeee?
Tanrı bize verdiği sözü tutmamış olacak ki kavruluyoruz.
Tanrı sözünü tutmamışdan kastım, tanrı bütün yarattıklarına aynı sözü verir aslında. Belki bu Kuran da, İncil, Tevrat da yazmaz ama benim aklımda kalan öyle bir sözün olduğudur.
Eşitlik.
Tanrı doğayı eşit yaratmamış ise üstünde yaşayanların eşit olabilme ihtimali sıfırdır.
Yani adaletsizlik doğada başlıyor…

Antalya, Bodrum, Marmaris de yaşam Iğdır daki gibi mi?
Kim neden bu kadar zengin, kim neden bu kadar fâkir?
Hem neden bu kadar puştu, zalimi, fâkiri, yalakayı, düzenbazı, körü,(körlükten kastım gözle alakalı değil yürekle alakalı) aynı ülkeye doldurmuş?
Bu da Türkiye...
Şehirler bazında kendimizi kıyaslıyoruz olmuyor
Ülkeler bazında hiç olmuyor
Yaşadığımı sanıyorum.
Başımı Iğdır dan biraz dışarı çıkarıyorum, benden iyi yaşayanları görüyorum. Biraz daha, biraz daha, biraz daha Türkiye den dışarı çıkarıyorum.
O an yaşamanın böyle bir şey olmadığına karar veriyorum.
Bizi tanrının verdiği sözdeki eşitlik kritrinde yaşatmıyorlar...
Bu iklemlerle dolaşırken, mevsimleri, kuraklığı, tozu toprağı yargılarken, kafama deli bir soru takılıyor.
Biri bana şu an bir soru sorsa. Dese ki nerde yaşamak istersin?
Sorunun cevabı tek seçeneklidir.
IĞDIR
Bu ne biçim çelişki?
Bunu da hiç anlamış değilim.
Sanırım mezarlıklar, akciğerlerimize işleyen toprak kokusu, mahalle aralarındaki voltalarımız, kahvehane köşeleri ve daha nice unsurlar.
Dedim ya her ığdırlının içinde bir yaşam çelişkisi var. Gelinlik kızlar gibiyiz. Ne bırakıp gidebiliyoruz. Nede kalmak istiyoruz.
Olsun
Her şeye rağmen, Iğdır seni çok seviyoruz

Iğdır, kaysısı, pamuğu, ekili alanları, yeşili ve son zamanlarda hava kirliliği, tozu toprağı, kışı boranı, güzel yürekli insanları, güzel kızları, şirin lehçeleri, Azeri, kürt ve diğerlerinin iç içe karıştığı, misafirperverliğin en üst düzeyde olduğu, hala ve hala ispanyol dar paça pantolonla gezen, kahve köşelerini dolduran gençleriyle mehşur doğudaki diğer illere göre yine de tanrıdan torpilli olan bir ilimizdir.
Ben burda doğup burda büyüdüm.
Ayrıca ellerinde tartı araçları, kollarında boya sandıkları olan çocuklarıyla da ayrı bir meşhurdur Iğdır.

İşte bu mehşurluk içinde bu yaz Ağustos'ta bir boyacı çocukla tanıştım. 12-13 yaşların da
Adı Cengo. Ayakkabı boyacısı.
Asıl adı Cahangir olan Cengo'yu görünce tozlu olan ayakkabımı boya sandığının üzerine bırakıp yumuşak bir dille boyamasını söyledim.
Cengo önce bir yüzüme bakıtı. Daha sonra nerden aldığını bilmediğim bir cesaretle ve biraz da isyankârca ayakkabımı sandığın üzerinden indirip ayakkabımı ona vermemi söyledi.
Ayakkabılarımı çıkarıp ona verdim. Oda bana bir tarafı yırtık bir terlik verdi. Hiç sesimi çıkarmadan terlikleri alıp giydim.
Haliyle sordum.
—Cengo neden sandık üzerinde boyamıyorsun?
—bilmiyorum abi zoruma gidiyor
Cengo ilginç bir çocuktu. Biraz sohbet edince daha da ilginçleşti.
—Cengo sen nerelisin
—Doğubeyazıt'lı abi
Doğubeyazıt, Iğdır'a sınır Ağrı'ya bağlı bir ilçemizdir. İsahak Paşa sarayı da bu ilçemizdedir.
İran'a sınır olduğundan işin ticari boyutu kaçakcılık üzerine kurulmuş. Kaçak çay, kaçak tütün, kaçak şeker, kaçak pirinç vs. Tabi ben hiç bir zaman anlayamadım. Hala da anlamıyorum. Arkadaşım kaçak nedir ya?
Cengo hemen cevap verdi.
-Abi vergisi ödenmemiş mallara kaçak, o işi yapana da kaçakcı deniyor. Bunun çezası da bazen hapis, bazen de ölümdür.
Bunu derken bir damla da gözyaşı düştü kirli boya sandığının üstüne. Sanki boya sandığının üstüne düşen gözyaşı değil benim yüreğimi delip geçen bir kurşundu. Ama konuyu dağıtmak için normal sohbete devam ettim. Ne olduğunu bilmiyordum fakat Cengoyu ağlatmamak için de yeni bir soru sordum
Dedim
-Cengo bu iş vergi kaçırmakla, yanlış beyan, hayali ihracat gibi mi?
Evet abi aynı şey. Lakin senin saydıklarını yapanların cezası biraz değişik oluyor.
Sordum
-Nasıl yani?
Cengo önce ayakabıya bir fırça savurduktan sonra, bir iki de hapşırıktan sonra cevap verdi
Abi onlar cezalarını sahil, denize sıfır bir otel köşesinde çekiyorlar. Bu cepte. Bu da yöneticilerin adaletsizliği. Cengo sohbet ettikce ilginçleşiyordu.
— okulla aran nasıl Cengo?
—iyi değil abi
—baban kızmıyor mu?
—yok abi
Şaşırdım
—nasıl yani derslerin iyi değil ve baban kızmıyor öyle mi?
—Yok abi öyle değil. Benim babam yok. Daha doğrusu öz babam yok.
Üzülmüştüm.
— ne oldu babana?
—vuruldu abi.
— kim vurdu?
—bilmiyorum abi esker dediler. Benim babam bir gün olsun bana bir fiske vurmadı. Beni bırak kimseye bir kötülüğü olmazdı. O bir karıncayı bile incitmedi. Tek yaptığı yanlış kaçak tütün, kaçak cay getirip satmaktı.
Bir gün cenazesi geldi. Kaçağa giden babamın cenazesi terörist cenazesi olarak geri gelmişti.
Abi, vallaha içim yanıyor. Benim babam nafaka toplamaktan başka hiç bir şeye kafa yormazdı.
Nasıl oldu hala anlamış değilim.
-Abi sana bir şey söyleyeyim mi? Ben türk milli takımı maç yaptığında yenilmesin diye babamın namaz kılıp dua ettiğine şahidim.
Bizim evimizde türk bayrağı hiç eksik olmadı.
Şimdi abi bir Kürdistan devleti kurulsa belki sevinirim. Adımızı ırkımızı tanımlayan bir devletin olması elbette güzel lâkin ben gidip orda yaşamam. Hadi tutalım yaşadım. Ama duyarsam bir gün Türkiye bir savaşa girmiş ben hiç durmam gerekirse Türkiye için ölürüm.
—ben de dedim Cengo ben de
—nasıl abi sen demi kürtsün?
—hayır Cengo ben türküm. Ben de senini için ölürüm dedim.
Cengo şaşırmıştı...
Utangac bir gülmsemeyle abi bitti ayakkabılar dedi. Şu an ülkem de milyonlarca Cengo dolaşmakta. Kimisi köprü altında, kimisi sahillerde kimisi de sürgünde
Umarım bu yaz yine Cengo'yu görebilirim.

Ziya Yildirim Güntekin

Savaş ve çocuk iç içeYeni güne zulumla uyandıkZalimin zulmüne çok dayandıkÇocuk ölümleri ile yandıkKalkın ayaklanın ezil...
14/04/2026

Savaş ve çocuk iç içe

Yeni güne zulumla uyandık
Zalimin zulmüne çok dayandık
Çocuk ölümleri ile yandık
Kalkın ayaklanın ezilenler

Şahlanır Amerika üstümüze
Haksız savaşlar gider gücümüze
Ne dünümüze, ne bu günümüze
Yakışmaz ayaklanın ezilenler

Sokaklar kurşunla kanla doldu
Çocuklar dağlarda gül gibi soldu
Bilmem kim kimle mutlu oldu?
Sorun ayaklanın ezilenler

Emperyalizm, Siyonizm gelmiş yan yana
İçerler kanımızı kana kana
Olalım insanlarla can cana
Vurun ayaklanın ezilenler

Savurdular füzeyi bağrıma
Acı düştü Iğdır'ıma Ağrı'ma
Dayanamazsın yürek dağıma
Durun ayaklanın ezilenler

Amerika nere, İran, Suriye nere?
Öldürürürler çocukları göz göre göre
Bunu ne din kabul eder, ne de töre
Görün ayaklanın ezilenler

Güntekin düşünür bu olanları
Yok mu bunların da bir anaları
Yakarlar dağ, orman, yaylaları
Bilin ayaklanın ezilenler

Ziya Yildirim Güntekin

Biz Iğdır'lıyız... Bizim elimizde sadece tek bir kalem vardıYüreğimiz, kelâmımız, özümüz içinde olanGüzeli yazdı, aşkı y...
12/04/2026

Biz Iğdır'lıyız...

Bizim elimizde sadece tek bir kalem vardı
Yüreğimiz, kelâmımız, özümüz içinde olan
Güzeli yazdı, aşkı yazdı
Hakkı, hukuku, zalime başkaldırıyı yazdı
Göle maya çaldık belki tutar diye
Balığı denize attık hakka hürmeten
Suyu susuza, aşımızı mazluma verdik
Bulduk bölüştük, bulmayınca bulmak için çalıştık
Asla çalmadık
Hiç bir zalimin bağından meyve yemedik
Hiç bir tirana boyun eğmedik
Ne Tanrıyı kandırdık, ne de onunla iyi geçinmek için divana durduk

Biz her sabaha bir şehrin iniltisiyle uyandık
Bir ağıt sesi Diyarbekir'den, biri Ankara dan
Oğullar verdik doğanın dengesine
Toprağa biat ettik kadınlar hürmetine
Gülü dalında dikeniyle birlikte sevdik
Anne olduk
Baba olduk
Yetmedi çocuk olduk
Nehirlerin akışını durduramadık ama denizlere birlikte yol aldık
Bazen Güneş'e kafa tuttup, bazen de Ay ışığından medet umduk
Oldu oldu
Güneş bizi anladı
Ay ışığını bizim için parlattı
Karanlıklar öldü
Umut yeşerdi karşı tarafta
Sesime gel
Iğdır, Diyarbekir, Ankara, İzmir
Sesime gel İstanbul

Mahkemeler, karakollar, asimlasyon ve biz
Hiç yakışmadı böyle uzaktan el sallamalar
Bu sessiz sessiz susmalar öldürür bizi
Yaz, bağır, isyan et
Zindanları tanıdık biz
Karanlık ve siyah
Denizi, sahilini incitmeden sevdik
Mavi
Kırmızı sarı yeşil
tüm renkleri doğadan topladık
Bazen tuvele işledik, bazen de bayrağa
Adımız çıktı anarşiye
Ölümü, toprak anadan öğrendik.
Ama biz yaşamayı seçtik.
Ayrılığa, zalime inat
Yokluğa, sürgünlere, ölümlere, açlığa karşı koyduk
Güldük, güldürdük
Bazen ağlayarak bazen de gülerek gittik terk-i diyara
Ölümün içinden yaşamyı söke söke aldık
Aslında biz yaşamak için, hak olan, doğru olan her yolu denedik
Şimdi
Şimdi biliyoruz
Silgi onun elinde.
İster bizi siler, isterse böyle kabul eder...
Biz güneşin doğduğu yerin çocuklarıyız
Uzay ötesi, Erivan yakınında küçük bir kent. Iğdır'lıyız yani

Ziya Yildirim Güntekin

Küskün şiirler...Yamalı sözcüklerime kelepce vurulmuş.Halepçe de kan gülleri üzgünKimin umurunda? Koynumda umut yeşertme...
16/03/2026

Küskün şiirler...

Yamalı sözcüklerime kelepce vurulmuş.
Halepçe de kan gülleri üzgün
Kimin umurunda?
Koynumda umut yeşertme derdindeyim.
Şiir şiirin içinde ölüyor. Düşüncem enkaz
Kızgın bir k*m tanesi gibi yüreğim.
Bayrak bayrak açılıyorum dağlara.
Yenilgisi olmayan savaşlara girmiş zalim.
Hep uzaktan, uzaktan vuruyor gençlerimi
Öyle bir engemedeyiz ki!
Kimin ipi kimin boğazında belli değil.

Ve ülkem!
Neler oluyor ülkem de?
Aşk öyle ucuzlamışki
Ne dağlar deliniyor, ne de çöller de Mecnun'lar görülüyor.
Martılar bile küsüp denizlere,
çığlıklarını saklar oldular bizlere.
Şiirler aşk kadar ucuzladı.
Kalemler zenginleri övüp, fakirler de hata arıyor.
Eski zenginlerin zulmü beyefendilik, yenilerinki cehalet, kabalık sözüm ona köylülük olmuş.
Anlıyorum.
Anlıyorum ki şair başedemedi zalimle.
Yenildi dağlar.
Yenildi anneler.
Yenildi bu gökyüzünde yanlız gezen emekci şehitler.
Yeter...
Yeter... Yeter
Biraz dur öyle uzakta.
Dişlerindeki kan kokusu sindi ülkeme.
Midem bulanıyor.

Sen dost sen.
Arkadaşım, yarenim, iki gözüm, can ciğer okul arkadaşım sen de gel.
Gelki;
Yenilsin artık bu devrim devrim diye gelen, özünde zalim, özünde kaypak, özünde hain olan bu düşünceler.
Hatırlasana.
Hatırlasana Metin amcayı.
Karısının ilaç parası için, 12 çocuğunun soğuktan donmaması için, kızını bir namussuz ağaya satmıştı.
Kıza bir şey olursa, ikinci kızını verecek diye de bir senet altına imza atmıştı.
Hatırlasana Mete Dilan hastahaneye yetişemedi diye karnında bebesiyle birlikte yolda ölmüştü.
Hatırlasana bu ülkeyi çok seviyor diye Nazım sürülmüştü.
İşte böyle.
Özü özüm, sözü sözüm, zor günümde gülen yüzüm, yiğit delikanlım
Zor geliyor değil mi?
Böyle yüreği paslı, eli kanlı ve düşüncesi fesatlıkla dolu bu insan görünümlü dalkavuklarla aynı havayı solumak.
Zor geliyor değil mi uzaktan uzaktan böyle yurduna bakmak?
Öyleyse gel.
Gel daha bitmedi sana anlatacaklarım koçero
Daha bitmedi size anlatacaklarım eflatun yürekli gençler

Mevzilenmiş yine yurdumda yabanın zulmü
Geçit verme.
Geçit verme kraldan da kralcı olan bu uzak menşeyli ölümcül sahte gülüşlere
Varsın biraz daha anamız ağlasın
Varsın biraz daha canımız yansın
Yeter ki dur de.
Yeter ki dur de bu tanklar altında ezilen körpecik bedenlerin ölümüne.
Yeter!
Yeter dur de yurdumuzun böyle içten ve dıştan sömrülmesininin altında yatan oyunlara.

Görüyorsun.
Ne cemreler tüştü toprağa bizden habersiz
Haziran'da yazarlarımız, Eylül'de şairlerimiz, mevsimler boyu şiirlerimiz vuruluyor
Sürgünler yaşıyoruz akrep yuvası şehirlerde
Sinsi sinsi çoğalıyor Cehennem zebanileri
Dilimiz yasak, rengimiz problemli, dinimiz sorgu altında
Biz dağlar da,
biz sehirler de,
biz ülkemde ölümle mücadele içinde

Aç radyoyu dinle
Dinle bak biz nasıl ölmüşüz Çanakkale'de?
Nasıl canlar vermişiz bu topraklar uğruna?
Oku...
Oku bak biz nasıl gelmişiz Diyarbekir'den Samsun'a?
Nasıl kıymışlar umudumuza?
Vurmuşuz kahpeyi çirkinliğinden
Vurmuşuz zalimi tam yüreğinin orta yerinden

Şimdi...
Gel.
Gel al yazmalı, çiğeri paramparça, elleri nasırlı, gözleri deniz kadar güzel yarim
Asude ol biraz
Sakinleş
Gel bir bardak su ver bu çiçeğe
Yok yere göçüp gidecek yoksa
Sen bu çicekleri kurtar gül yanaklım
Bu ülke ne üç beş bağnazın,
ne de eli kanlı zalimin oynuna gelir
Biz varken ne senin bahcendeki gülün rengi solacak
Ne de eli elim, yüreği yüreğim olan bu halkın sağ duyusu yok olacak

Ziya Yildirim Güntekin

Adresse

İğdır
Berlin
10585

Webseite

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von IĞDIR YOLU erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Verknüpfungen

Teilen