Kaknüs Yayınları

Kaknüs Yayınları Okuyorum, Öyleyse Varım! Aldığımız tepkiler, bu idealimizde başarılı olduğumuzu gösterdi.

Yayın hayatına Kaknüs dergisi ve kitapeviyle atılan yayınevimiz, ‘96 sonunda yayınlanacak ilk 10 kitabın belirlenmesiyle doğdu. ’97 Mart’ında yeni bir mekâna taşındı ve ilk 4 kitap yayımlandı. Hedefimiz 10 yıl içinde Türkiye’de kültür kitabı yayıncılığında iyi bir yere gelmekti. Üsküdar’da “Kültür Merkezi” olarak nitelendirdiğimiz 5 katlı bir binada, geniş kültür kitabı çeşidi olan bir kitapevi, kırtasiye, sahaf, kafe, ajans ve yayınevi bölümü olan bir mekân kurduk ve pazarlama birimiyle birlikte işlevsel bir şekilde çalışan bir müessese oluşturduk. Kaknüs Yayınları olarak yayınladığımız her kitabı titizlikle hazırlayarak, o alanla ilgilenen okuyucunun bize teşekkür etmesini istedik. Okura zihinsel ciddi bir katkıda bulunmayacak popüler eserleri basmaktan kaçındık. Yayınladıklarımızı mutlaka yayıncılık çizgimizde bir yerlere oturtuyoruz. 25 farklı kategoride yayın yapıyoruz. Yayıncılığı toplumu dönüştüren bir araç olarak görüyoruz, bu da sorumluluk duygusu taşımamıza neden oluyor. 30 yıl sonra dönüp arkamıza baktığımızda “İyi ki bunları yapmışız” diyebilmek istiyoruz. Her yıl farklı okuyucu kitlelerine hitap edebilecek seriler başlatıyoruz. “Araştırma-İnceleme”, “Düşünce”, “Aile Kitaplığı” gibi 25 farklı kategoride 5 farklı yayınevi (felsefi ve edebi kitapların çıktığı Kaknüs Yayınları, akademik dini metinlerin ve tasavvuf klasiklerinin yayımlandığı Furkan Kitaplığı, çocuk kitapları yayıncılığı yaptığımız Kaknüs Çocuk, Uçan Balon ve Sincap Kitaplığı) bünyesinde yeni kitaplar yayımlamaya devam edeceğiz.

“Allah’ım beni ve ailemi tüm negatif enerjilerden ve mutsuzluklardan koru. Enerjimizi ve yaşam sevincimizi artır. Çakral...
05/09/2026

“Allah’ım beni ve ailemi tüm negatif enerjilerden ve mutsuzluklardan koru. Enerjimizi ve yaşam sevincimizi artır. Çakralarımızı dengele, auramızı güçlendir. Bizi affet, bize sağlık ve sevgi dolu uzun ömürler ver. Dünya ve ahirette iç huzurumuzu daim eyle… Âmin.”
Bu dua, Türkiye’de giderek görünür hâle gelen yeni bir dindarlık formunun izlerini taşımaktadır. Uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olan Dindar Kadınların Spiritüel Arayışları, son yıllarda Türk toplumunda artan spiritüel faaliyetlere katılan İslami duyarlılığa sahip dindar kadınların deneyimlerine odaklanmaktadır. Çalışma, dindar kadınların spiritüel pratiklerle kurdukları ilişkiyi yalnızca bir yönelim olarak değil, aynı zamanda bir yeniden anlamlandırma ve benlik inşası süreci olarak ele almaktadır.

Saha bulguları, spiritüel arayışlara katılan birçok dindar kadının bu pratikleri doğrudan benimsemek yerine “İslamileştirme”, “anlaşılır kılma” ve “filtreden geçirme” stratejileri geliştirdiğini göstermektedir. Bu süreçte “İslami Bioenerji”, “Esmalarla Terapiler” ve “Miraç’ta Bilinçaltı Temizliği” gibi eklektik yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır. Bu dinamikler sonucunda Türkiye’de yerel dinî miras ile küresel spiritüel söylemlerin karşılıklı etkileşim içinde yeniden harmanlandığı, melez bir dindarlık formunun inşa edildiği görülmektedir.

Kitap, geleneksel din ile küresel spiritüellik arasında kurulan bu ilişkiyi analiz ederek, dindar kadının benliğini spiritüel bir zeminde nasıl yeniden inşa ettiğini sosyolojik bir perspektifle ortaya koymaktadır.

Modern insan sadece bedensel ihtiyaçlarının ve bu ihtiyaçları diri tutan arzu ve ihtiraslarının kalın duvarları arasına ...
05/09/2026

Modern insan sadece bedensel ihtiyaçlarının ve bu ihtiyaçları diri tutan arzu ve ihtiraslarının kalın duvarları arasına maalesef hapsedilmiş durumdadır. Elinizde tuttuğunuz bu çalışma, modern insana tutsak olduğu bu kalın duvarların ardında başka bir iklimin de var olduğunu göstermek gayretini taşıyor. Eseri bu gözle okuduğunuz zaman modern şehirdeki modern insanın neleri kaybettiğini, kendisini yapay olarak tasarlanmış müstebit bir dünyada özgür hissettiği halde iç gerilimlerine ve sıkıntılarına niçin muhatap olduğunu göreceksiniz.
“...Bu çalışma sanatı bilfiil modern şehirde hayatın içine dahil eden ve mekânı ve hayat tarzını sanata dönüştürmeyi hedefleyen öncü bir çalışmadır. Yazarı bu ufuk açıcı, yol gösterici ve neticede varoluşu yeni bir hiyerarşik yapıya yönlendirici gayretinden dolayı tebrik ediyorum. Ve niyaz ediyorum ki bu bir başlangıç eseri olsun, bunun devamında yazarın gelecekte sunacağı diğer eserleri bizim modernitenin şehirlerine ve bu şehirlerde önerdiği hayat tarzına razı ve mahkûm olmayacak bir yapıda olduğumuzu bize hatırlatsın. Bu eser ve devamındakiler inşallah bizi uyarsın ve yeni açılımlara vesile olsun.”
Prof. Dr. Sadettin Ökten
“Bu kitap neden sağlıklı bir şekilde şehirleşemediğimizi anlamaya çalışmakta ve modernitenin oluşturduğu insan tipinin doğası gereği her şeyi talan etmeye devam edeceğine dikkat çekmektedir. İnsan davranışlarını etkilemenin en zahmetsiz yolunun onun duygularına hitap etmek olduğunu, sanatın bu anlamda çok etkili bir sosyal araç olduğunu ortaya koymaya çalışan bu kitap şehirleşme sorununa özgün bir yaklaşım sergilemektedir. En büyük gayreti, “sanatsız şehir” aynı kalmaya devam ettikçe neleri kaybettiğimizi ortaya koymaktır.”
Dr. Muhammet Altıntaş

İnsan ruhsallığının zamanın etkisiyle kimi deneyim ve sorunları değişse de sabit kalabilen bazı olguları vardır. Duygu, ...
05/09/2026

İnsan ruhsallığının zamanın etkisiyle kimi deneyim ve sorunları değişse de sabit kalabilen bazı olguları vardır. Duygu, bu olguların başında gelmektedir. İnsan daima hisseden bir varlık olmuş ve duyguları, her dönemde çeşitli düşünürler tarafından kavranmaya ve iyileştirilmeye çalışılmıştır.
Bu kitap, takribi 800 ile 1100 tarihleri arasında İslam coğrafyasında yaşayan bazı düşünürlerin geleneksel psikoloji disiplini çatısı altında değerlendirilebilecek temel metinlerini; hüzün, ölüm kaygısı, mutluluk ve korku duyguları merkezinde inceleme ve yorumlama gayretindedir. Kindî, Ebû Bekir Râzî, İbn Sînâ, Fârâbî ve Ebu Zeyd Ahmed el-Belhî’nin psikolojik içerikli bazı metinlerinde insan duygularına dair ortaya konan gözlem, çözümleme ve önerileri, terapi merkezli yorumlamalar ve güncel olgu öyküleri aracılığıyla açığa çıkaran yazar, günümüz insanının ve özellikle ruh sağlığı profesyonellerinin duygular üzerine mevcut bakışlarını derinleştirmelerine katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Tahir Hafizalioğlu’nun yayına hazırladığı bu eser, Lâlizade Abdülbaki Efendi’nin, “Sergüzeşt” adını vererek yazdığı bir ...
05/09/2026

Tahir Hafizalioğlu’nun yayına hazırladığı bu eser, Lâlizade Abdülbaki Efendi’nin, “Sergüzeşt” adını vererek yazdığı bir kitap olup, Göynük’te medfun Ömer Sikkiyni yani Bıçakçı Dede’den gelen meşhur melamiler hakkında bilgiler taşımaktadır.
Melamiler hakkında bilinenler genellikle tatmin edici olmaktan uzak, yetersiz bilgilerdir. Melamiler kendileri ve yolları hakkında bilgi vermekte ketum davrandıklarından bu hususta yazılı kaynaklar da çok sınırlı kalmıştır.
Melamiler, iyiliği dışına vurmayan ve kötülüğü içinde gizlemeyen; tanınmak, bilinmek ve fark edilmek istemeyen kimselerdir. Kılık ve kıyafetlerinden, davranışlarından ve sözlerinden manevi halleri asla anlaşılmaz. Riyadan kaçınmayı ahlakın en önemli şartı sayar ve bunu hakkıyla uygulamaya çalışırlar. Bundan dolayı gösterişten pek fazla korkarlar. Bununla beraber hayırlı işlere, farz ve nafile ibadetlere sımsıkı yapışmaktan asla geri kalmazlar.
Bu kitabın yazılış sebebi olarak, Melamilik hakkındaki yaygın yanlış kanaatleri düzeltmek amacı güdüldüğü belirtilmiş, bu arada Hak Yolu’na girenlerin öncelikle dikkat edecekleri hususlar anlatılmış, Allah’ın yeryüzündeki halifesi ve Peygamber Efendimizin tam varisi olarak âlemde tasarruf eden zamanın kutupları da tanıtılmıştır. Kitabın arkasına bir de sözlük eklenmiştir.

09/06/2026
Sadettin Ökten Hocamızın rehberliğinde yürüyüşümüz zaman kavramı etrafında  devam ediyor. Zamanı hem klasik şiirimizde h...
12/05/2026

Sadettin Ökten Hocamızın rehberliğinde yürüyüşümüz zaman kavramı etrafında devam ediyor.
Zamanı hem klasik şiirimizde hem de modern zamanlarda yazılmış şiirimizde yakalamaya ve idrak etmeye gayret ettik. Bu çerçevede zamanın izini süren satırlar ve mısralar arasında dolaştık. Kitaba adını veren mısra da bu gezintimizin bir neticesi olarak ortaya çıktı.
Necip Fazıl Bey’in Çile şiirinde şöyle geçer:
Neden küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl.

Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Ne idik ne olduk?
Zamana dayanan, zamanla oluşan ve cevapları zaman içinde aranan bu soruları biz de sormaya çalıştık.
Zamanın kendisi hakkında kayda geçmiş, dikkate değer tespit ve yorumları tekrar masamıza yaydık, dağıttık ve toplamaya çalıştık. Toparlanmamış gördüklerinizi size bıraktık.

Jungiyen psikodrama, Carl Gustav Jung’un analitik psikoloji kuramını psikodramanın eylem temelli yapısıyla buluşturan öz...
12/05/2026

Jungiyen psikodrama, Carl Gustav Jung’un analitik psikoloji kuramını psikodramanın eylem temelli yapısıyla buluşturan özgün bir grup psikoterapisi yaklaşımıdır. Ülkemizde henüz sınırlı bir çevrede tanınan bu yaklaşımı odağına alan kitap, Jungiyen psikodramanın kavramsal temellerinden yapısına ve sürece, tekniklerine ve sahnedeki uygulamalarına uzanan bütünlüklü bir çerçeve sunmakta.
Pandemi döneminde yürütülen uzun soluklu bir grup çalışması ile yazarın eğitim sürecinden seçilmiş bazı klinik uygulamalar içeren kitap, analitik psikolojinin kavramsal yoğunluğundan sahnedeki canlı ve somut uygulamalara doğru bir geçiş arayan psikoterapistlere ve kendi peşine düşmüş tüm okurlara hitap etmekte.

BENLİK BİLİNCİ  Benlik nedir?Sabit bir öz mü yoksa her an yeniden kurulan bir akış mı?Ünlü Amerikalı psikolog ve filozof...
12/05/2026

BENLİK BİLİNCİ Benlik nedir?
Sabit bir öz mü yoksa her an yeniden kurulan bir akış mı?
Ünlü Amerikalı psikolog ve filozof William James, Benlik Bilinci’nde bu soruyu psikiyatri, psikoloji, felsefe ve sinir biliminin kesişiminde ele alıyor. Benlik, ona göre bedende duyumsanan, ilişkilerde çoğalan ve düşüncenin akışıyla süreklilik kazanan canlı bir akıştır.
Benlik Bilinci, benliğin deneyim içinde nasıl kurulduğunu hayranlık uyandıran bir derinlikle gösteren ve bugün de önemini sürdüren temel bir metin.

Çocukların kurallara ihtiyacı var çünkü sosyal medya uygulamaları ve oyun şirketleri, ürünlerini mümkün olduğunca bağıml...
12/05/2026

Çocukların kurallara ihtiyacı var çünkü sosyal medya uygulamaları ve oyun şirketleri, ürünlerini mümkün olduğunca bağımlılık yapıcı hâle getirmek için milyarlarca dolar harcıyor. Çocuklar, henüz olgun bir öz denetim geliştirmemiş oldukları için bu teknikler karşısında özellikle hassastır. Ergenlik döneminde arkadaşlık ve statü her şeyden önemli hâle gelir; bu da uygulamalardan uzak durmayı daha da zorlaştırır. Sosyal medya şirketlerinin algoritmalara yatırım yapmalarının çok basit bir nedeni var: Kullanıcılar uygulamada ne kadar çok vakit geçirirse şirketler o kadar çok para kazanır. Ve eğer kullanıcıyı küçük yaşta kapabilirlerse o kişinin yaşamı boyunca üzerinden elde edecekleri kazanç çok daha fazla olacaktır. Ergenlerin aşağı yukarı yarısının “neredeyse sürekli” çevrim içi olduklarını söylemelerinin nedeni bu olabilir. Bedel olarak ise akıllı telefonların yaygınlaştığı 2012’den itibaren çocuk ve ergenlerde sürekli artan depresyon oranları gösterilebilir.
Anne babaların çocuklarını çevrim içi ortamda korumakla ilgili tüm yükü üstlenmelerinin beklenmesi, zor ve stresli olmasının yanı sıra tamamen haksızlıktır. Çocukların okuma yazma öğrenir öğrenmez sosyal medya hesabı açabilmesi, 18 yaşında olduklarını belirten bir butona basitçe tıklayarak her tür siteye erişebilmesi ve kim olduğu bilinmeyen yetişkinlerin sosyal medya sitelerinde çocuklarla kolayca iletişime geçebilmesi akla mantığa sığmıyor. Bu yüzden yasalar mutlaka değişmeli -ama bu yakın zamanda olacak gibi görünmüyor- iş ebeveynlere düşüyor.

Address

Mimar Sinan Mahallesi, Selami Ali Efendi Caddesi, No: 33
Üsküdar

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kaknüs Yayınları posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Kaknüs Yayınları:

Shortcuts

Share

Category