14/07/2026
Hüthüt (veya hüdhüd/ibibik) kuşu,
Hz. Süleyman ile Saba Melikesi Belkıs arasındaki meşhur buluşmanın ve Kur'an-ı Kerim'de adı geçen mistik elçinin hikâyesidir.
Sadakati, zekası ve ilahi rehberliği simgeleyen bu efsanevi kuş, aynı zamanda tasavvufta ruhun arayışını temsil eder.
Hz. Süleyman ve Hüthüt KuşuKuşdiline ve hayvanların diline vakıf olan Hz. Süleyman, ordusuyla teftiş yaparken hüthüt kuşunun orada olmadığını fark eder.
Kuş geldiğinde nerede olduğunu ve mazeretini şu sözlerle anlatır:
"Ben, Sebe halkını güneşe taparken gördüm ve hükümdarlarına çok büyük bir taht verilmiş olan Saba Melikesi Belkıs'ın muazzam saltanatına şahit oldum."
Hz. Süleyman, bunun üzerine hüthüt kuşuna "Bu mektubu götür, onlara ver ve kenara çekilip tepkilerini izle" diyerek bir mektup verir. Hüthüt, gizlice Saba sarayına girer ve mektubu kraliçenin yatağına bırakır.
Mektuptan ve hüthütün aktardıklarından etkilenen Belkıs, Hz. Süleyman'ın huzuruna çıkarak hidayete erer ve iman eder.
Tasavvuftaki Yeri (Mantıku't-Tayr)İslam tasavvufunda, özellikle Ferîdüddin Attâr'ın yazdığı Mantıku't-Tayr (Kuşların Dili) adlı eserde hüthüt, önder ve mürşit konumundadır.
Hüthüt kuşu, diğer kuşlara hakiki hükümdarımız olan "Simurg"u bulma çağrısı yapar. Çıktıkları bu zorlu yolculukta nefs, aşk, marifet, tevhid, hayret ve yok oluş vadilerini aşarak ruhsal olgunluğa ulaşırlar.