Kitap dünyası

Kitap dünyası Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Kitap dünyası, Book shop, 222, Midyat.

01/03/2024

Moğol katliamları esnasında islam dünyasında yaşananlarla ilgili bir anekdot hatırlıyorum!.
İşgal edilen yerlerden birinde Moğol askeri bir müslümanla karşılaşır!..
Onu öldürmek ister lakin kalıcı yanında değildir!..
Adamın karşısına geçer “burda duruyor hiç bir yere ayrılmıyorsun gidip kılıcımı getirecem” diyor!..
Moğollar, öylesine bir korku iklimi oluşturmuş ki adam kaçmayı akıl edemiyor, gerçekten orda bekliyor ta ki Moğol gidip kılıcını alıp gelerek, kellesini bedeninden ayırana kadar!..
Bu gün çağdaş dünya dediğimiz bir zaman diliminde, her fırsatta “tükürükle boğarız” diye höykürdüğümüz İsrail terör devletinin, islam dünyasının tam orta yerinde, üstelik en kutsal beldesinde, pervasızca sivil katliamlar icra edebilmesi!…
Adına islam dünyası denilen yerlerde yaşayan halkların gerçek manada hiç bir tepki koyamaması!..
Başlarına tayin edilen, kendilerinin seçtiğini zan ettikleri yöneticilerin, bu terör şebekesi ile her türlü siyasi ticari ilişkiyi tam gaz devam ettirmeleri!.
Müslüman halkların bu ihanetamiz ilişkilere ses çıkar(a)mamaları!..
Benzer bir korkunun eseri mi, yoksa o korku ile birlikte kaybından korktukları mevcut yada muhtemel çıkarlarının berhava olacağı endişesi mi?.. diye sormadan edemiyor insan!..
Bu arada Gazze’deki katliamları kanıksadık!..
Artık katliamlar rutin hale geldi ve sıradanlaştı..
Ölümlerin istatistiğini tutmak yeterli oluyor artık!.
Tıpkı istenildiği gibi!..
Mesaj şu:
“Biz her gün kardeşlerimiz dediklerinizden yüzlercesi katlederiz, evlerini başına başlarına yıkarız, yakarız, süreriz, sürüldükleri yerleri de bombalar, orada da katliamlarımızı devam ettiririz!..
Sayılarınız milyon ve milyarı da bulsa biz bunları yaparken siz öylece durup seyreder, bizi asla engelleme cüretinde bulunamazsınız!.. Geçmişte Moğollar nasıl sizi zelil ve onursuz bir hale getirdi ise bu gün biz daha beter hale getireceğiz!..” diyor olmalılar!..
Ve dediklerini yapıyorlar!..
Yine ikinci anekdot olarak şunu hatırlıyorum!..
Moğolların korku ikliminin kırılması, ve müslümanların silkinmesi için Takıyuddin İbni Teymiye adındaki bir alim verdiği fetvalarla, komutan mesabesindeki kişilerle görüşüp onları cesaretlendirerek, hatta bununla yetinmeyip bizzat kılıç kuşanıp ön saflarda savaşarak, müslümanların üzerlerine çöken zilleti atmalarında büyük bir rol oynamış Moğollara ilk yenilgiyi tattırmıştı!..
Aliminden entellektüeline, gazetecisinden yazarına, stk’cısından tarikat cemaatine kadar herkesin bir “satınalma bedelinin” olduğu bu günlerde hiç ama hiç bulamadığımız Takıyuddin gibi yiğit alimlere ne kadar da çok ihtiyacımız var!.

18/01/2024

SİZE NE OLDU DA SAVAŞMIYORSUNUZ...!
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يراًۜ
SİZE NE OLDU DA
ALLAH YOLUNDA
ve
“Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!”
diyen çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda SAVAŞMIYORSUNUZ?
Nisâ Suresi 75

28/10/2023

Gazze’de en ölümcül gece.
Çocuk çığlıkları, arşa yükseliyor.

Bir millet toptan imha ediliyor.
Bir şehir haritadan siliniyor.
Karadan, havadan, denizden bombalanıyor.
En az 100 uçak birden saldırıyor.
Göğüs göğüse çarpışmalar yaşanıyor.
Filistin Savaşçıları bütün Batı'ya direniyor.

Tüm yollar, internet ve telefon hatları kesildi.
Kimse evine, ailesine ulaşamıyor.
Batı Şeria'da camilerden tekbirler getiriliyor.
Filistin Kızılay’ı ile bağlantılar kesildi.

ABD uçak gemilerinin de saldırıya katıldığı söyleniyor.

Bu gece;
Mallarımızın, mülklerimizin, güçlerimizin, şanlarımızın, şöhretlerimizin, iktidarlarımızın, sahip olduğumuz her şeyin bize haram kılındığı gece.

İnsan ırkının en vahşi, en aşağılık örneklerine tanık oluyoruz.
Şeytanın Allah'a savaş açmasına tanık oluyoruz.

Dua edin, yalvarın, harekete geçin, elinizde ne varsa, bir şeyler yapın.

Bir kurşun atın.
Bir füze gönderin.
Yüzbinlerce insan yollara çıkın.
Bütün ülkelerden, bütün iklimlerden harekete geçin.
Hiç bir İsrailliye kendi topraklarınızda nefes aldırmayın.
Yeryüzünü, vatanlarınızı kirletmelerine izin vermeyin.

Gökten başımıza taş yağacak.
Bütün ülkeler, bütün milletler, bu çocukların, bu kadınların, bu milletin acısına sessiz kalan herkes, hepimiz.

Lanetleneceğiz!
(İbrahim Karagül)

20/10/2023

Lütfen okuyalım!
Rabbimiz bugünü 1500 sene önce bize nasıl haber vermiş.

ENFÂL SURESİ

اِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ غَرَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ د۪ينُهُمْۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ﴿٤٩﴾

49- Munafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar şöyle diyorlardı: "Bunları (müslümanları) dinleri aldattı." Oysa kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Bu, münafıkların ve dünyaya çok bağlı olan Medinelilerin görüşüydü. Bunlar, küçücük bir müslüman birliğinin büyük ve güçlü Kureyş ordusu ile savaşacağını gördüklerinde birbirlerine şöyle demişlerdi: "Dinlerine aşırı bağlılık bu insanları aptallaştırdı. Bunlar büyük bir felaketle karşılaşacaklar. Peygamberleri (s.a) tarafından körleştirildikleri için göz göre göre ölüme gittiklerini göremiyorlar."
TEFHİMUL KURAN

Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanların Mekke’deyken islâma eğilim gösterdikleri; buna rağmen inançları düzelmemiş, kalpleri mutmain olmamış kimseler oldukları söylenmiştir. Müşrik savaşçılarla birlikte çekimser bir tutumla savaşa çıkmışlardı. İşte bunlar, müşrik çoğunluk karşısında müslüman azınlığı görünce bu sözleri söylemişlerdi.

Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar zafer ve yenilginin gerçek sebeplerini kavrayâmıyorlar. Bakışları onları olayların derinliklerine yöneltmeksizin sadece dış görünüşü görebiliyorlar. İnancın, Allah’a güvenmenin ve O’na dayanmanın derinliklerinde gizli bulunan gücün farkında değildirler. Mü’minlerin, Allah’a inanmayan tüm güçleri, tüm toplulukları küçümsemeleri kendilerine büyük bir güç bahşediyor. İşte münafıklar bunu anlamıyorlar. Bu yüzden o gün müslümanların kendi konumlarına kandıklarını, dinlerinin onları şımarttığını, bu yüzden kalabalık müşrik ordusuna karşı çıkmakla kendilerini büyük bir tehlikeye sürüklediklerini sanıyorlardı.

Maddi olgunun görünüşü, mü’min gönüller ve imandan yoksun gönüller açısından bir farklılık göstermez. Farklılık, gözle görülen maddi olguyu algılama ve değerlendirmede ortaya çıkar. İmandan yoksun gönüller, bu olguyu görür, ama bunun ötesinde herhangi bir şey görmez. Mü’min gönüller ise, gözle görülen olayın arkasındaki gerçek “olgu”yu da görürler. İşte bu realite tüm güçleri kapsamaktadır. Mü’min, bu bakışı sayesinde güçleri gerçek anlamda değerlendirebilmektedir.

“Kim Allah’a dayanırsa bilsin ki, Allah üstün iradeli ve hikmet sahibidir.”

Mü’min gönüllerin kavradığı ve bu sayede huzura kavuştukları, kendilerine güven duydukları, boş gönüllerin ise farkında olmadıkları ve hesaba katmadıkları gerçek budur işte. Terazinin kefesinde ağır basan, sonucu belirleyen, her zaman ve her yerde son aşamada sorunu çözümleyen bu gerçektir.

Bedir günü müslüman kitle için münafıkların ve kalplerinde hastalık bulunanların, “Bu müslümanları dinleri şımartıp yanılgıya düşürdü” şeklinde dile getirdikleri bu söz, tağutun azgın ordularına karşı koyarken, belli başlı hazırlığı bu dinden ibaret olan müslüman kitleyi gördüklerinde her zaman ve her yerdeki münafıkların kullandığı bir sözdür. Evet müslümanların sahip oldukları en büyük güç, bu aksiyoner ve itici inançtır. Allah’ın ilahlığına ve O’nun yasaklarına gösterdikleri büyük özendir. Allah’a güvenmeleri ve O’nun dostlarına yardım edeceğinden emin olmalarıdır.

Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar canlarını kurtarmak için kenara çekilirken, müslüman kitle tağutun azgın ordusuna saldırıyor. Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, göz göre göre gelen tehlikeye karşı koyan ve tehlikeyi küçümseyen müslüman kitleye içten içe alay ediyorlar. Sonra müslüman kitlenin görülen tehlikeyi bertaraf edişini, göz göre göre gelen tehlikeyi savuşturmasını görünce de dehşete kapılıyorlar. Onlar -kendi deyimleriyle- göz göre göre ölüme gidişin, kendini bilerek tehlikeye atışın gerekçesini bilmiyorlar. Onlar -aralarında din ve inanç da olmak üzere- hayatın tümünü alışveriş pazarındaki bir meta olarak biliyorlar. Kârlı görünüyorsa hemen koşarlar buna. İşin ucunda tehlike varsa, o zaman kenara çekilmek, kendini garantiye almak,daha iyidir. Onlar bir mü’minin önsezisiyle bakmıyor olaylara. Sonuçları da iman terazisiyle tartmıyorlar. Kuşkusuz bu atılganlık, bu fedakârlık mü’mine göre her zaman kârlı bir alışveriştir. Çünkü sonuçta bu iki güzellikten birini elde edecektir; ya zafer ve üstünlük ya da şehitlik ve cennet… Sonra mü’mine göre güçlerin gerçek mahiyeti farklıdır. Onun yanında Allah vardır… İşte münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar bunu hesaba katmıyorlar.

Her zaman ve her yerdeki müslüman kitle, olayları iman ve inanç terazisiyle tartmaya, mü’min önsezisi ve kalbiyle algılamaya, Allah’ın nuru ve yol göstericiliğiyle bakmaya, tağutun maddi gücünü büyütmemeye, yüce Allah kendisiyle beraber olduğuna göre kendi gücünü küçümsememeye ve yüce Allah’ın mü’minlere yönelik şu direktifini her zaman aklında bulundurmaya çağrılmaktadır:

“Kim Allah’a dayanırsa bilsin ki, Allah üstün iradeli ve hikmet sahibidir.”

Hiç kuşku yok ki, ulu Allah doğru söylüyor.
FİZİLALİL KUR’AN

04/10/2023
03/10/2023

ENFÂL SURESİ

وَمَا لَهُمْ اَلَّا يُعَذِّبَهُمُ اللّٰهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُٓوا اَوْلِيَٓاءَهُۜ اِنْ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُٓ اِلَّا الْمُتَّقُونَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿٣٤﴾

34- Onlar, Mescid-i Haram'dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gerçek ve layık) koruyucuları değilken Allah, ne diye onları azablandırmasın? Onun (asıl) koruyucuları yalnızca korkup-sakınanlardır. Ancak onların çoğu bilmezler.

Onların azaba çarptırılmasına engel olan şey, iddia ettikleri gibi İbrahim Peygamberin -selam üzerine olsun- soyundan gelmiş olmaları veya Allah’ın evinin bekçileri, korucuları olmaları değildir. Bu, pratik bir temeli bulunmayan bir iddiadan başka bir şey değildir. Onlar bu evin (Kâbe’nin) dostları ve sahipleri değildirler. Onun düşmanıdırlar, onu gaspetmişlerdir. Çünkü Allah’ın evi öncekilerin sonrakilere bıraktığı bir miras değildir. Ona Allah’dan korkan dostları varis olur. Kendilerinin İbrahim’in -selâm üzerine olsun- varisi olduklarınà ilişkin iddiaları da böyledir. İbrahim Peygambere varis olmak kan ve soy bağıyla gerçekleşen bir şey değildir. Bu veraset ancak din ve inanç bağıyla gerçekleşir. İbrahim’in ve onun Allah için inşa ettiği bu evin varisleri Allah’dan korkanlardır. Onlar, bu evin gerçek korucularını, İbrahim’in dinine inananları Kâbe’den alıkoymaktadırlar.
FİZİLALİL KUR’AN

Ne güvenleri, ne ayrıcalıkları var ki Allah onlara helâkini göndermeyecek? Onlar hiç bir velâyet hakları olmadığı halde o dokunulmaz mescide Müslümanları sokmuyorlarken, Müslümanların ibadet özgürlüklerini ellerinden alıp dururlarken, Allah onlara niye azap etmesin? Üstelik de o mescidin evliyası da değiller. O mescit üzerinde hiçbir hakları ve liyâkatleri yoktur onların. Çünkü onlar o mescide de, o mescidin Rabbi olan Allah’a da inanmıyorlar. O mescidin gerçek sahibi muttakilerdir. Allah’a inanan, Allah’la yol bulan, hayatlarını Allah için yaşayanlardır. Mescitleri küfür gibi, şirk gibi, putlar gibi manevî pisliklerden, necaset gibi maddî pisliklerden temizleme yetkisi mü’minlere aittir.

Hem sizler İbrahim’in yolunda olduğunuzu, Kâbe’nin sahibi olduğunuzu iddia edeceksiniz, hem de orada putları yücelteceksiniz. Bu mu Kâbe’ye sahiplik? Kâbe’de putlara egemenlik tanıyıp Allah’ı unutacaksınız. Bu mu Kâbe’ye sahip olmak? Bu mu İbrahim’in yolunda olmak? Böyle mi yapmıştı İbrahim? Bir ömür boyu putlarla savaşan bir İbrahim’in yolunda olmak bu mu olmalıydı? Hayır hayır sizler ne İbrahim (a.s)ın yolundasınız, ne de Kâbe’nin velilerisiniz. Kâbe’nin velileri, sahipleri ancak İbrahim (a.s) in tevhid dinini sürdüren muttaki müminlerdir diyor Rabbimiz.

Ancak onlardan pek çoğu bunu bilmezler.
Şu anda da bakıyoruz kâfirler, müşrikler buna ehil olmadıkları halde, buna liyakatleri olmadığı halde tüm dünya mescitlerinde, egemenliklerini kurmuşlar ve dünya mescidi üzerinde Müslümanların İnsanları Allah yasalarından başka yasalara teslim etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.
BASAİRUL KUR’AN

01/09/2023
Midyat fen lisesi müdürü değerli kârdesim Ramazan Aykat bugün Avukatlık cübbesini giymiştir.nasil siz öğrencilerin başar...
01/09/2023

Midyat fen lisesi müdürü değerli kârdesim Ramazan Aykat bugün Avukatlık cübbesini giymiştir.nasil siz öğrencilerin başarisinin üzerine başarı istiyorsanız Allah c.c de hayatınız boyunca muvaffak etsin ve siradulmustakimden ayirmasin

21/08/2023

ARAF SURESİ

اَيُشْرِكُونَ مَا لَا يَخْلُقُ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَۘ ﴿١٩١﴾

191- Kendileri yaratılıp dururken, hiç bir şeyi yaratamıyan şeyleri mi ortak koşuyorlar?

وَلَا يَسْتَط۪يعُونَ لَهُمْ نَصْرًا وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ ﴿١٩٢﴾

192- Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe.

Yaratan kim ise, şüphesiz tapılmaya en layık olan da odur! Onların sözde ilahlarının hepsi hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü kendileri de yaratılmışlardır! Şu halde onları nasıl Allah’a ortak koşuyorlar?

Kuvvet, üstünlük ve egemenlik ilâhlığın özelliklerinden, ibadet ve kulluğun gerçeklerindendir. Onların sahte ilâhlarının hepsi, hiçbir kuvvete ve hiçbir egemenliğe sahip değildir. Bu sözde ilâhlar onlara yardım edemedikleri gibi, kendilerine de yardım edemezler!

Dün olduğu gibi, bugünkü insanlık da Kur’an-ı Kerim’le tekrar muhatab olmaya şiddetle muhtaçtır. Bugün beşeriyet kendisini cahiliyeden kurtarıp islâma iletecek, karanlıklardan aydınlığa çıkaracak, aklını ve kalbini modern putperestlikten, içinde bocalayıp durduğu modern ilkellikten ve bataklıktan çıkarıp kurtuluşa götürecek bir kurtarıcı beklemektedir.

“Hiçbir şeyi yaratmayan, kendileri birer yaratık olan varlıkları mı Allah’a ortak koşuyorlar? Oysa bu düzmece ‘ortaklar ne onlara yardım edebilir, ne de kendilerine yardım edebilirler.”

Biz Araplar’ın putperestlik dönemlerinde insanları ilâh, olarak Allah’a ortak koştuklarını ve ibadet niteliği taşıyan birtakım hareketleri onlara karşı yaptıklarını bilmiyoruz. Onların sosyal alanlarla ilgili yasalarını kabul ediyorlar ve sürtüşmeler sırasında onların hükümlerini esas alıyorlardı. Yani onlara yeryüzünün egemenliğini veriyorlardı. Kur’an onların bu yaptıklarını şirk olarak gösteriyor ve onların bu şirkleri ile putlar ve heykellerle ilgili şirkleri arasında bir fark görmüyor. Nitekim Kur’an, din bilginlerinin ve rahiplerin yasalarını ve hükümlerini kabul edenleri de şirkin içinde görmüştür. Halbuki bunlar din bilginlerinin ve rahiplerin ilâh olduklarına inanmıyorlar ve onlara ibadet niteliği taşıyan davranışlar takdim etmiyorlardı… Bunların hepsi şirktir ve Allah’tan başka ilâh olmadığına şahitlik etmekle ifade edilen Tevhid esasına dayalı Allah’ın dini olan islâmın dışına çıkmaktadır…
FİZİLALİL KUR’AN

Üstelik bu tanrı bildikleriniz kendilerine bile yardımda bulunamazlar. Bana şirk koşmaya, ortak bilmeye çalıştığınız bu tanrı taslakları bırakın size bir kısım yardımda bulunmayı onlar kendilerine bile yardım edemezler. Allah’tan, Rablerinden kendilerine gelebilecek bir belâyı, bir azabı def etmeye bile gücü yetmeyen bu insanlar nerde kaldı size yardım edecekler? Bu adamlar nasıl sizin arzularınıza isteklerinize cevap verebilecekler? Ne yapabilecekler bunlar sizin için? Ölümü engelleyebilecekler mi? Ölüm döşeğine yattığınız zaman iki saatliğine olsun onu geciktirebilecekler mi? Zamânâ iki dakikalığına söz geçirebilecekler mi?
Gökten iki damla yağmur indirebilecekler, yerden bir tek bitki bitirebilecekler mi?
BASAİRUL KUR’AN

Address

222
Midyat
47510

Telephone

05335588646

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kitap dünyası posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category