21/08/2026
DOĞU ANADOLU VE KAFKASYA
ISBN: 978-605-191-374-2 (1.Cilt)
Alter Yayınları Ülkemizde yaşayan herkesi doğrudan ilgilendiren bir eseri daha yayınlamaktan gurur duyar.
ÇEVİRMENİN NOTU
Elinizdeki iki ciltlik eser, İngiliz seyyah, araştırmacı, fotoğrafçı, iş insanı ve siyasetçi H. F. B. Lynch’in 1893–1894 ve 1898 yıllarında Doğu Anadolu ile Güney Kafkasya’da gerçekleştirdiği yolculuklara dayanmaktadır. İlk kez 1901 yılında yayımlanan kitap, yalnızca bir seyahat anlatısı değildir. Lynch, geçtiği şehirleri, köyleri, dağları, ovaları ve tarihî yapıları tasvir etmekle yetinmez; bölgenin coğrafyasını, tarihini, mimarisini, nüfus yapısını, dinî kurumlarını, ekonomik hayatını ve siyasi meselelerini de ayrıntılı biçimde inceler.
Eserin özgün adı Armenia: Travels and Studies’dir. Bu başlık Türkçeye kelimesi kelimesine çevrildiğinde Ermenistan: Seyahatler ve İncelemeler anlamına gelir. Ancak Lynch’in kullandığı “Armenia” kavramı, günümüzdeki Ermenistan Cumhuriyeti’nin siyasi sınırlarıyla özdeş değildir. XIX. yüzyıl Batı diplomasi, tarih ve coğrafya literatüründe “Ermenistan” adı çoğu zaman bağımsız bir devletin değil; Ermeni tarihinin, kiliselerinin, manastırlarının ve yerleşimlerinin bulunduğu geniş bir tarihî coğrafyanın adı olarak kullanılıyordu. Lynch’in ve çağdaşı birçok Batılı yazarın tasavvurunda bu tarihî ülke, Çarlık Rusyası ile Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında ikiye bölünmüş durumdaydı.
Kitabın iki cilde ayrılması da bu siyasi ve idari bölünmeyi yansıtır. Birinci cilt özgün baskıda The Russian Provinces, yani “Rus Vilayetleri” alt başlığını taşır. İkinci cildin alt başlığı ise The Turkish Provinces’tir. Bu ikinci ifade, günümüz okurunda Türkiye Cumhuriyeti’ni çağrıştırmaması ve söz konusu yönetimin Osmanlı İmparatorluğu olduğunun açıkça anlaşılması amacıyla bu çeviride “Osmanlı Vilayetleri” olarak karşılanmıştır.
Lynch, birinci ciltte Çarlık Rusyası sınırları içinde kalan tarihî Ermeni coğrafyasını; ikinci ciltte ise Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu vilayetlerini ele alır. Fakat bu tasnif, günümüz devlet sınırlarına göre yapılmamıştır. Lynch’in seyahat ettiği dönemin siyasi haritası ile bugünkü harita arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle günümüzde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan bazı şehir ve bölgelerin birinci ciltte, “Rus Vilayetleri” başlığı altında anlatılması ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir.
Bugünkü Kars ve Ardahan illerini kapsayan bölge, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Çarlık Rusyası’nın yönetimine geçmiş, bu durum 1878 Berlin Antlaşması’yla da uluslararası bir çerçeveye bağlanmıştı. Kars, Ardahan, Kağızman ve çevresi Lynch’in seyahatleri sırasında Rus idaresi altındaydı. Bu nedenle yazar, Ani’yi, Kars’ı ve Kağızman’ı Osmanlı vilayetleri içinde değil, birinci ciltte ele alır.
Bugünkü Iğdır ili ve çevresi de aynı dönemde Çarlık Rusyası sınırları içindeydi. Iğdır, Sürmeli Ovası ve Ağrı Dağı’nın kuzey eteklerini kapsayan bölge, 1828 Türkmençay Antlaşması’nın ardından Kaçar İranı’ndan Rusya İmparatorluğu’na geçmişti. Dolayısıyla Aralık, Iğdır, Sürmeli ve Ağrı Dağı’nın kuzey yamaçları da eserin “Rus Vilayetleri” başlıklı birinci cildinde yer almaktadır. Bu durum bir tasnif hatası değil, Lynch’in seyahat ettiği yıllardaki Osmanlı-Rus sınırının doğal sonucudur.
Birinci ciltte yazarın güzergâhı Karadeniz üzerinden Batum’a, oradan Kutaisi, Ahıska, Ahılkelek, Gümrü, Erivan, Eçmiyadzin, Ağrı Dağı, Iğdır, Ani, Kars ve Kağızman çevresine uzanır. Lynch yalnızca şehirleri dolaşmaz; köyleri, dağ geçitlerini, nehirleri, ovaları, kaleleri, kiliseleri, manastırları ve tarihî kalıntıları da ayrıntılı biçimde inceler. Ağrı Dağı’na yaptığı tırmanış, Eçmiyadzin üzerine gözlemleri, Ani’nin mimarisi ve Kars bölgesinin tarihî coğrafyası, birinci cildin en dikkat çekici bölümleri arasındadır.
İkinci ciltte ise Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu vilayetleri anlatılır. Eleşkirt, Doğubayazıt çevresi, Patnos, Erciş, Van, Bitlis, Muş, Hınıs, Erzurum, Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon hattı eserin başlıca coğrafyasını oluşturur. Van Gölü, Akdamar Adası, Nemrut ve Süphan dağları, Bingöl Dağları, Muş Ovası ve Erzurum Platosu; bölgedeki şehirler, köyler, manastırlar ve tarihî yapılarla birlikte ele alınır.
Görüldüğü üzere Lynch’in araştırma sahası bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti’yle sınırlı değildir. Eser, Güney Kafkasya’dan Doğu Anadolu’ya uzanan; günümüzde Türkiye, Ermenistan ve Gürcistan sınırları içinde kalan geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Bu nedenle özgün başlığın dış kapakta doğrudan Ermenistan: Seyahatler ve İncelemeler biçiminde kullanılması, bugünün genel okuyucusunda kitabın yalnızca mevcut Ermenistan Cumhuriyeti’ni anlattığı yönünde eksik veya yanıltıcı bir izlenim doğurabilirdi.
Bu sebeple Türkçe baskının dış kapak başlığı Doğu Anadolu ve Kafkasya: Seyahatler ve İncelemeler olarak belirlenmiştir. Bu tercih, eserin özgün adını gizlemek, değiştirmek ya da Ermeni tarihiyle ilgili içeriğini geri plana itmek amacı taşımamaktadır. Amaç, Lynch’in dolaştığı gerçek coğrafyayı günümüz okuyucusunun zihninde daha doğru bir harita üzerine yerleştirmektir. Yazara ve kaynak metne duyulan saygının gereği olarak Armenia: Travels and Studies başlığı iç kapakta, bibliyografik bilgilerde ve bu çevirmen notunda açıkça belirtilmiştir.
Lynch’in eseri, klasik bir seyahatnamenin sınırlarını aşan ansiklopedik bir çalışmadır. Yazar, güzergâhı boyunca yalnızca gördüklerini aktarmakla kalmaz; daha önce bölgeyi ziyaret etmiş seyyahların, coğrafyacıların ve tarihçilerin eserlerine başvurur, kendi gözlemlerini antik ve modern kaynaklarla karşılaştırır. Yunan ve Roma yazarlarından Ermeni tarihçilerine, Arap ve Fars coğrafyacılarından modern Avrupalı araştırmacılara kadar geniş bir literatürden yararlanır.
Yanında taşıdığı ölçüm araçlarıyla dağların yüksekliklerini, geçitlerin konumlarını, göllerin ve nehirlerin özelliklerini belirlemeye çalışır. Bazen bir dağcı ve coğrafyacı, bazen bir tarihçi ve sanat araştırmacısı, bazen de bir siyasi gözlemci gibi yazar. Ağrı Dağı’na tırmanırken dağın jeolojik yapısını, iklimini ve zirve şartlarını kaydeder; Ani’yi incelerken mimari planlara, kitabelere ve tarihî kaynaklara başvurur; şehir ve köylerde dolaşırken nüfus yapısını, tarımı, ticareti, ulaşım şartlarını ve devlet idaresini değerlendirir.
Lynch’i döneminin birçok seyahat yazarından ayıran önemli özelliklerden biri de görsel belgelemeye verdiği önemdir. İki ciltlik özgün eserde, yazarın fotoğraf ve eskizlerinden çoğaltılmış toplam 197 görsel ile çok sayıda harita ve mimari plan bulunmaktadır. Bunlar yalnızca metni süsleyen unsurlar değildir. Şehirleri, köyleri, dağları, yolları, tarihî yapıları ve dönemin insanlarını belgeleyen önemli tarihî kaynaklardır.
Aradan geçen yüz yılı aşkın süre içinde Lynch’in fotoğrafladığı birçok yapı değişmiş, zarar görmüş veya tamamen ortadan kalkmıştır. Yerleşimlerin mimarisi, nüfus yapısı ve gündelik hayatı da büyük ölçüde dönüşmüştür. Bu nedenle eserdeki görseller, yalnızca estetik değerleriyle değil, tarihî belge nitelikleriyle de önem taşımaktadır. Türkçe baskıda özgün eserde yer alan fotoğraf, çizim, harita ve planların korunmasına mümkün olduğunca özen gösterilmiştir.
Metnin daha iyi anlaşılması amacıyla gerekli görülen yerlerde şahıslar, tarihî olaylar, siyasi kurumlar, dinî kavramlar, mimari yapılar, coğrafi terimler ve yer adları hakkında açıklayıcı notlar eklenmiştir. Bu açıklamalar, metnin akışını kesintiye uğratmayacak ölçüde tutulmuş; okuyucunun Lynch’in anlattığı dünyayı kendi tarihî bağlamı içinde takip edebilmesine yardımcı olmak amaçlanmıştır.
Eserin yazıldığı dönem ile günümüz arasında yer adları bakımından büyük farklılıklar bulunmaktadır. Lynch, şehir, nehir, dağ, köy ve manastır adlarını çoğu zaman İngilizce kaynaklarda, Rusça haritalarda veya dönemin Avrupa literatüründe kullanılan biçimleriyle aktarır. Aynı yerin Türkçe, Ermenice, Kürtçe, Rusça, Gürcüce veya Farsça farklı adları bulunabilmektedir. Bu tür durumlarda kaynak metnin tarihî yapısı mümkün olduğunca korunmuş; günümüzde daha yaygın veya anlaşılır olan karşılıklar gerektiğinde parantez içinde ya da dipnotlarda verilmiştir.
Bu yöntem özellikle Aleksandropol/Gümrü, Erivan/Yerevan, Eçmiyadzin/Vağarşapat, Aras/Araxes, Ağrı Dağı/Ararat ve bölgede farklı adlarla bilinen çok sayıdaki yerleşim ile tarihî yapı bakımından önem taşımaktadır. Amaç, geçmişte kullanılan adları silmek veya bugünkü adları geçmişe uygulamak değil; farklı dönemlerde kullanılan adlar arasındaki ilişkiyi görünür kılmak ve okuyucunun güzergâhı daha kolay takip etmesini sağlamaktır.
Metinde geçen etnik, dinî ve toplumsal adlandırmalar da Lynch’in yaşadığı dönemin dilini yansıtır. Yazar, Ermeniler, Kürtler, Türkler, Azerbaycan Türkleri, Gürcüler, Ruslar, İranlılar, Molokanlar, Duhoborlar, Yezidiler, Müslümanlar ve Hıristiyanlar hakkında XIX. yüzyıl Avrupa literatüründe yaygın olan çeşitli kavramlar kullanır. Bu kavramların bir bölümü günümüzde eski, genelleyici, yanlış yönlendirici veya değer yüklü görülebilir.
Özellikle “Tatar” ve “Tartar” terimleri, dönemin Rus ve Batı kaynaklarında Güney Kafkasya’daki Türkçe konuşan Müslüman toplulukları tanımlamak amacıyla geniş biçimde kullanılmaktaydı. Bu ifade, bağlama göre günümüzde büyük ölçüde Azerbaycan Türkleri olarak adlandırılan toplulukları karşılamaktadır. Çeviride bu tür tarihî terimler, ait oldukları coğrafi ve toplumsal bağlam dikkate alınarak çevrilmiş; gerekli yerlerde dipnot veya kısa açıklamalarla yazarın özgün kullanımına işaret edilmiştir.
Lynch’in anlatımında “ırk”, “medeniyet”, “Doğu”, “Batı”, “ilkel”, “gelişmiş”, “aşiret” ve benzeri kavramlara da rastlanır. Bunlar yalnızca yazarın kişisel tercihlerini değil, Viktorya dönemi Avrupa’sının bilim, siyaset ve toplum anlayışını da yansıtır. Günümüz okuyucusu bu ifadeleri çağdaş akademik gerçekler ya da çevirmenin görüşleri olarak değil, metnin yazıldığı dönemin düşünce dünyasının bir parçası olarak değerlendirmelidir.
Çeviri sırasında temel ilke, Lynch’in eserini günümüzün siyasi ve kültürel kabullerine göre yeniden yazmak değil; metnin tarihî niteliğini, bilgi değerini, gözlem gücünü ve özgün atmosferini korumak olmuştur. Yazarın toplumlar hakkındaki değerlendirmeleri, sempati ve eleştirileri, siyasi yorumları ve genellemeleri bütünüyle ortadan kaldırılmamıştır. Çünkü bunlar, metnin yalnızca anlattığı coğrafyayı değil, onu gözlemleyen kişinin dünya görüşünü de yansıtan tarihî bir kaynak olmasının parçasıdır.
Bununla birlikte, XIX. yüzyıl İngilizcesine özgü bazı ifadeler Türkçeye aktarılırken, kaynak metindeki anlam korunmuş; ancak günümüz Türkçesinde gereksiz biçimde hakaret edici, dışlayıcı veya hedef gösterici bir tona dönüşmemesine dikkat edilmiştir. Amaç Lynch’in metnini sansürlemek veya düşüncelerini düzeltmek değil; yazarın ne söylediğini açıkça göstermek ve bunu Türk okurunun anlayabileceği doğal, akıcı ve tarihî bağlama sadık bir Türkçeyle aktarmaktır.
Lynch’in Ermeni tarihi, Ermeni Kilisesi, manastırlar, mimari yapılar ve Ermeni toplumunun geleceği üzerine değerlendirmeleri eserin önemli bir bölümünü oluşturur. Yazarın bu konulara özel bir ilgi ve yakınlık gösterdiği açıktır. Bunun yanında Rus idaresi, Osmanlı yönetimi, Kürt aşiretleri, Türkler, Azerbaycan Türkleri, Gürcüler ve bölgedeki diğer topluluklar hakkında zaman zaman sert, öznel veya genelleyici hükümler verdiği de görülür.
Bu nedenle eser tamamen tarafsız bir devlet raporu ya da günümüz anlamında nesnel bir akademik monografi olarak okunmamalıdır. Lynch son derece çalışkan, bilgili ve dikkatli bir gözlemci olmakla birlikte, kendi çağının, sınıfının, siyasi görüşlerinin ve Britanya İmparatorluğu dünyasının içinden konuşur. Onun eseri, hem XIX. yüzyılın sonlarında Doğu Anadolu ile Kafkasya’nın durumunu hem de dönemin eğitimli bir İngiliz seyyahının bu coğrafyaya nasıl baktığını gösteren iki yönlü bir tarihî kaynak niteliğindedir.
Bu Türkçe baskıya ayrıca bir LYNCH SÖZLÜĞÜ eklenmiştir. Sözlükte eserde geçen tarihî kişiler, şehirler, köyler, dağlar, nehirler, kiliseler, manastırlar, siyasi kurumlar, etnik ve dinî topluluklar ile döneme özgü kavramlar hakkında kısa ve açıklayıcı bilgiler bulunmaktadır. Bu ek çalışma, kitabın yoğun tarihî ve coğrafi içeriğinin daha kolay takip edilmesini ve okuyucunun metinde karşılaştığı adlarla kavramlara hızlı biçimde ulaşmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Bu çeviriyle amaçlanan yalnızca önemli bir eseri Türkçeye kazandırmak değildir. Aynı zamanda Doğu Anadolu ile Kafkasya’nın değişen sınırlarını, farklı dönemlere ait yer adlarını, tarihî kimliklerini ve çok katmanlı toplumsal yapısını günümüz Türk okuyucusu için anlaşılır kılmak hedeflenmiştir.
Elinizdeki eser, Ağrı Dağı’nın, Ani’nin, Kars’ın, Iğdır’ın, Erivan’ın, Van’ın, Bitlis’in, Muş’un ve Erzurum’un yüz yılı aşkın süre önceki görünümünü aktarırken, imparatorluk sınırlarının ve coğrafi adlandırmaların zaman içinde nasıl değiştiğini de göstermektedir. Kitabın bugünün siyasi haritası geçmişe aynen uygulanmadan, Lynch’in seyahat ettiği dönemin şartları ve sınırları göz önünde bulundurularak okunması önemlidir.
Ayrıca özgün I. Cilt’te yer alan 108 resim, fotoğraf ve çizim ile 5 harita ve 3 plan, eserin tarihsel ve görsel bütünlüğüne duyulan saygı gereği bu Türkçe baskıda da korunmuştur. Bu görsellerin bir kısmı günümüz okuyucusu açısından ilk bakışta sınırlı bir anlam taşıyor gibi görünse de Lynch’in seyahatlerini, gözlem yöntemini ve dönemin coğrafyasını belgeleyen önemli tarihî tanıklıklardır. Fotoğraf makinesinin henüz yaygınlaşmadığı daha eski seyahatnamelerde görsel boşluk çoğunlukla gravürlerle doldurulurken, Lynch seyahatlerinde fotoğrafı sistemli biçimde kullanan öncü seyyahlardan biri olmuş; gördüğü şehirleri, insanları, mimari eserleri ve tabiat manzaralarını doğrudan kayda geçirmiştir. Bu nedenle söz konusu görseller yalnızca metni süsleyen unsurlar olarak değil, anlatının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Okuyucunun eseri daha kolay izlemesini, tarihî ve coğrafî bağlamı daha iyi kavramasını sağlamak amacıyla çeviri 635 dipnotla desteklenmiş; bu dipnotların büyük bölümü tarafımdan hazırlanmıştır. Her yazarın eserini biçimlendiren kendine özgü bir kelime ve kavram dünyası bulunduğu gibi, Lynch’in de metin boyunca tutarlı biçimde başvurduğu özel bir terminolojisi vardır. Eseri daha derinlemesine incelemek ve araştırmalarını ileriye taşımak isteyen okuyucular için bu kavram dünyası, 832 maddeden oluşan “Lynch Sözlüğü” başlığı altında kitabın sonuna ayrıca eklenmiştir.
Lynch’in güçlü gözlemleri, ayrıntılı tasvirleri, tartışmalı yorumları, tarihî sınırlılıkları, fotoğrafları, haritaları ve mimari planlarıyla birlikte bu eserin, Doğu Anadolu ve Kafkasya’nın ortak geçmişini anlamaya önemli bir katkı sunacağına inanıyorum.
Saygılarımla,
Mücahit Özden Hun