Alter Yayınları

Alter Yayınları Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Alter Yayınları, Book shop, Zübeyde Hanım Mah. Sebze Bahçeleri Caddesi Elif Sok Sütçü Kemal İş Merkezi 7/165 İskitler-Altındağ, Ulus.

Alter Yayınları 22 yıldır Çeşitli dillerde kitap üreterek ve başta avrupa ülkeleri olmak üzere dünya pazarlarında satışa sunarak yayımcılık yapan Uluslararası Yayınevidir.

12/09/2026

Değerli yazarlarımızdan Prof.Dr. Lale TANER hocamız ile A.İ.L.E adlı kitabımız hakkında yapmış olduğumuz röportajımızın birinci bölümü.Doğada süregelen bir s...

12/09/2026

Kaan Arslanoğlu yazdı...

DOĞU ANADOLU VE KAFKASYAISBN: 978-605-191-374-2 (1.Cilt)Alter Yayınları Ülkemizde yaşayan herkesi doğrudan ilgilendiren ...
21/08/2026

DOĞU ANADOLU VE KAFKASYA
ISBN: 978-605-191-374-2 (1.Cilt)
Alter Yayınları Ülkemizde yaşayan herkesi doğrudan ilgilendiren bir eseri daha yayınlamaktan gurur duyar.
ÇEVİRMENİN NOTU
Elinizdeki iki ciltlik eser, İngiliz seyyah, araştırmacı, fotoğrafçı, iş insanı ve siyasetçi H. F. B. Lynch’in 1893–1894 ve 1898 yıllarında Doğu Anadolu ile Güney Kafkasya’da gerçekleştirdiği yolculuklara dayanmaktadır. İlk kez 1901 yılında yayımlanan kitap, yalnızca bir seyahat anlatısı değildir. Lynch, geçtiği şehirleri, köyleri, dağları, ovaları ve tarihî yapıları tasvir etmekle yetinmez; bölgenin coğrafyasını, tarihini, mimarisini, nüfus yapısını, dinî kurumlarını, ekonomik hayatını ve siyasi meselelerini de ayrıntılı biçimde inceler.
Eserin özgün adı Armenia: Travels and Studies’dir. Bu başlık Türkçeye kelimesi kelimesine çevrildiğinde Ermenistan: Seyahatler ve İncelemeler anlamına gelir. Ancak Lynch’in kullandığı “Armenia” kavramı, günümüzdeki Ermenistan Cumhuriyeti’nin siyasi sınırlarıyla özdeş değildir. XIX. yüzyıl Batı diplomasi, tarih ve coğrafya literatüründe “Ermenistan” adı çoğu zaman bağımsız bir devletin değil; Ermeni tarihinin, kiliselerinin, manastırlarının ve yerleşimlerinin bulunduğu geniş bir tarihî coğrafyanın adı olarak kullanılıyordu. Lynch’in ve çağdaşı birçok Batılı yazarın tasavvurunda bu tarihî ülke, Çarlık Rusyası ile Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında ikiye bölünmüş durumdaydı.
Kitabın iki cilde ayrılması da bu siyasi ve idari bölünmeyi yansıtır. Birinci cilt özgün baskıda The Russian Provinces, yani “Rus Vilayetleri” alt başlığını taşır. İkinci cildin alt başlığı ise The Turkish Provinces’tir. Bu ikinci ifade, günümüz okurunda Türkiye Cumhuriyeti’ni çağrıştırmaması ve söz konusu yönetimin Osmanlı İmparatorluğu olduğunun açıkça anlaşılması amacıyla bu çeviride “Osmanlı Vilayetleri” olarak karşılanmıştır.
Lynch, birinci ciltte Çarlık Rusyası sınırları içinde kalan tarihî Ermeni coğrafyasını; ikinci ciltte ise Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu vilayetlerini ele alır. Fakat bu tasnif, günümüz devlet sınırlarına göre yapılmamıştır. Lynch’in seyahat ettiği dönemin siyasi haritası ile bugünkü harita arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle günümüzde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan bazı şehir ve bölgelerin birinci ciltte, “Rus Vilayetleri” başlığı altında anlatılması ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir.
Bugünkü Kars ve Ardahan illerini kapsayan bölge, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Çarlık Rusyası’nın yönetimine geçmiş, bu durum 1878 Berlin Antlaşması’yla da uluslararası bir çerçeveye bağlanmıştı. Kars, Ardahan, Kağızman ve çevresi Lynch’in seyahatleri sırasında Rus idaresi altındaydı. Bu nedenle yazar, Ani’yi, Kars’ı ve Kağızman’ı Osmanlı vilayetleri içinde değil, birinci ciltte ele alır.
Bugünkü Iğdır ili ve çevresi de aynı dönemde Çarlık Rusyası sınırları içindeydi. Iğdır, Sürmeli Ovası ve Ağrı Dağı’nın kuzey eteklerini kapsayan bölge, 1828 Türkmençay Antlaşması’nın ardından Kaçar İranı’ndan Rusya İmparatorluğu’na geçmişti. Dolayısıyla Aralık, Iğdır, Sürmeli ve Ağrı Dağı’nın kuzey yamaçları da eserin “Rus Vilayetleri” başlıklı birinci cildinde yer almaktadır. Bu durum bir tasnif hatası değil, Lynch’in seyahat ettiği yıllardaki Osmanlı-Rus sınırının doğal sonucudur.
Birinci ciltte yazarın güzergâhı Karadeniz üzerinden Batum’a, oradan Kutaisi, Ahıska, Ahılkelek, Gümrü, Erivan, Eçmiyadzin, Ağrı Dağı, Iğdır, Ani, Kars ve Kağızman çevresine uzanır. Lynch yalnızca şehirleri dolaşmaz; köyleri, dağ geçitlerini, nehirleri, ovaları, kaleleri, kiliseleri, manastırları ve tarihî kalıntıları da ayrıntılı biçimde inceler. Ağrı Dağı’na yaptığı tırmanış, Eçmiyadzin üzerine gözlemleri, Ani’nin mimarisi ve Kars bölgesinin tarihî coğrafyası, birinci cildin en dikkat çekici bölümleri arasındadır.
İkinci ciltte ise Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu vilayetleri anlatılır. Eleşkirt, Doğubayazıt çevresi, Patnos, Erciş, Van, Bitlis, Muş, Hınıs, Erzurum, Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon hattı eserin başlıca coğrafyasını oluşturur. Van Gölü, Akdamar Adası, Nemrut ve Süphan dağları, Bingöl Dağları, Muş Ovası ve Erzurum Platosu; bölgedeki şehirler, köyler, manastırlar ve tarihî yapılarla birlikte ele alınır.
Görüldüğü üzere Lynch’in araştırma sahası bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti’yle sınırlı değildir. Eser, Güney Kafkasya’dan Doğu Anadolu’ya uzanan; günümüzde Türkiye, Ermenistan ve Gürcistan sınırları içinde kalan geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Bu nedenle özgün başlığın dış kapakta doğrudan Ermenistan: Seyahatler ve İncelemeler biçiminde kullanılması, bugünün genel okuyucusunda kitabın yalnızca mevcut Ermenistan Cumhuriyeti’ni anlattığı yönünde eksik veya yanıltıcı bir izlenim doğurabilirdi.
Bu sebeple Türkçe baskının dış kapak başlığı Doğu Anadolu ve Kafkasya: Seyahatler ve İncelemeler olarak belirlenmiştir. Bu tercih, eserin özgün adını gizlemek, değiştirmek ya da Ermeni tarihiyle ilgili içeriğini geri plana itmek amacı taşımamaktadır. Amaç, Lynch’in dolaştığı gerçek coğrafyayı günümüz okuyucusunun zihninde daha doğru bir harita üzerine yerleştirmektir. Yazara ve kaynak metne duyulan saygının gereği olarak Armenia: Travels and Studies başlığı iç kapakta, bibliyografik bilgilerde ve bu çevirmen notunda açıkça belirtilmiştir.
Lynch’in eseri, klasik bir seyahatnamenin sınırlarını aşan ansiklopedik bir çalışmadır. Yazar, güzergâhı boyunca yalnızca gördüklerini aktarmakla kalmaz; daha önce bölgeyi ziyaret etmiş seyyahların, coğrafyacıların ve tarihçilerin eserlerine başvurur, kendi gözlemlerini antik ve modern kaynaklarla karşılaştırır. Yunan ve Roma yazarlarından Ermeni tarihçilerine, Arap ve Fars coğrafyacılarından modern Avrupalı araştırmacılara kadar geniş bir literatürden yararlanır.
Yanında taşıdığı ölçüm araçlarıyla dağların yüksekliklerini, geçitlerin konumlarını, göllerin ve nehirlerin özelliklerini belirlemeye çalışır. Bazen bir dağcı ve coğrafyacı, bazen bir tarihçi ve sanat araştırmacısı, bazen de bir siyasi gözlemci gibi yazar. Ağrı Dağı’na tırmanırken dağın jeolojik yapısını, iklimini ve zirve şartlarını kaydeder; Ani’yi incelerken mimari planlara, kitabelere ve tarihî kaynaklara başvurur; şehir ve köylerde dolaşırken nüfus yapısını, tarımı, ticareti, ulaşım şartlarını ve devlet idaresini değerlendirir.
Lynch’i döneminin birçok seyahat yazarından ayıran önemli özelliklerden biri de görsel belgelemeye verdiği önemdir. İki ciltlik özgün eserde, yazarın fotoğraf ve eskizlerinden çoğaltılmış toplam 197 görsel ile çok sayıda harita ve mimari plan bulunmaktadır. Bunlar yalnızca metni süsleyen unsurlar değildir. Şehirleri, köyleri, dağları, yolları, tarihî yapıları ve dönemin insanlarını belgeleyen önemli tarihî kaynaklardır.
Aradan geçen yüz yılı aşkın süre içinde Lynch’in fotoğrafladığı birçok yapı değişmiş, zarar görmüş veya tamamen ortadan kalkmıştır. Yerleşimlerin mimarisi, nüfus yapısı ve gündelik hayatı da büyük ölçüde dönüşmüştür. Bu nedenle eserdeki görseller, yalnızca estetik değerleriyle değil, tarihî belge nitelikleriyle de önem taşımaktadır. Türkçe baskıda özgün eserde yer alan fotoğraf, çizim, harita ve planların korunmasına mümkün olduğunca özen gösterilmiştir.
Metnin daha iyi anlaşılması amacıyla gerekli görülen yerlerde şahıslar, tarihî olaylar, siyasi kurumlar, dinî kavramlar, mimari yapılar, coğrafi terimler ve yer adları hakkında açıklayıcı notlar eklenmiştir. Bu açıklamalar, metnin akışını kesintiye uğratmayacak ölçüde tutulmuş; okuyucunun Lynch’in anlattığı dünyayı kendi tarihî bağlamı içinde takip edebilmesine yardımcı olmak amaçlanmıştır.
Eserin yazıldığı dönem ile günümüz arasında yer adları bakımından büyük farklılıklar bulunmaktadır. Lynch, şehir, nehir, dağ, köy ve manastır adlarını çoğu zaman İngilizce kaynaklarda, Rusça haritalarda veya dönemin Avrupa literatüründe kullanılan biçimleriyle aktarır. Aynı yerin Türkçe, Ermenice, Kürtçe, Rusça, Gürcüce veya Farsça farklı adları bulunabilmektedir. Bu tür durumlarda kaynak metnin tarihî yapısı mümkün olduğunca korunmuş; günümüzde daha yaygın veya anlaşılır olan karşılıklar gerektiğinde parantez içinde ya da dipnotlarda verilmiştir.
Bu yöntem özellikle Aleksandropol/Gümrü, Erivan/Yerevan, Eçmiyadzin/Vağarşapat, Aras/Araxes, Ağrı Dağı/Ararat ve bölgede farklı adlarla bilinen çok sayıdaki yerleşim ile tarihî yapı bakımından önem taşımaktadır. Amaç, geçmişte kullanılan adları silmek veya bugünkü adları geçmişe uygulamak değil; farklı dönemlerde kullanılan adlar arasındaki ilişkiyi görünür kılmak ve okuyucunun güzergâhı daha kolay takip etmesini sağlamaktır.
Metinde geçen etnik, dinî ve toplumsal adlandırmalar da Lynch’in yaşadığı dönemin dilini yansıtır. Yazar, Ermeniler, Kürtler, Türkler, Azerbaycan Türkleri, Gürcüler, Ruslar, İranlılar, Molokanlar, Duhoborlar, Yezidiler, Müslümanlar ve Hıristiyanlar hakkında XIX. yüzyıl Avrupa literatüründe yaygın olan çeşitli kavramlar kullanır. Bu kavramların bir bölümü günümüzde eski, genelleyici, yanlış yönlendirici veya değer yüklü görülebilir.
Özellikle “Tatar” ve “Tartar” terimleri, dönemin Rus ve Batı kaynaklarında Güney Kafkasya’daki Türkçe konuşan Müslüman toplulukları tanımlamak amacıyla geniş biçimde kullanılmaktaydı. Bu ifade, bağlama göre günümüzde büyük ölçüde Azerbaycan Türkleri olarak adlandırılan toplulukları karşılamaktadır. Çeviride bu tür tarihî terimler, ait oldukları coğrafi ve toplumsal bağlam dikkate alınarak çevrilmiş; gerekli yerlerde dipnot veya kısa açıklamalarla yazarın özgün kullanımına işaret edilmiştir.
Lynch’in anlatımında “ırk”, “medeniyet”, “Doğu”, “Batı”, “ilkel”, “gelişmiş”, “aşiret” ve benzeri kavramlara da rastlanır. Bunlar yalnızca yazarın kişisel tercihlerini değil, Viktorya dönemi Avrupa’sının bilim, siyaset ve toplum anlayışını da yansıtır. Günümüz okuyucusu bu ifadeleri çağdaş akademik gerçekler ya da çevirmenin görüşleri olarak değil, metnin yazıldığı dönemin düşünce dünyasının bir parçası olarak değerlendirmelidir.
Çeviri sırasında temel ilke, Lynch’in eserini günümüzün siyasi ve kültürel kabullerine göre yeniden yazmak değil; metnin tarihî niteliğini, bilgi değerini, gözlem gücünü ve özgün atmosferini korumak olmuştur. Yazarın toplumlar hakkındaki değerlendirmeleri, sempati ve eleştirileri, siyasi yorumları ve genellemeleri bütünüyle ortadan kaldırılmamıştır. Çünkü bunlar, metnin yalnızca anlattığı coğrafyayı değil, onu gözlemleyen kişinin dünya görüşünü de yansıtan tarihî bir kaynak olmasının parçasıdır.
Bununla birlikte, XIX. yüzyıl İngilizcesine özgü bazı ifadeler Türkçeye aktarılırken, kaynak metindeki anlam korunmuş; ancak günümüz Türkçesinde gereksiz biçimde hakaret edici, dışlayıcı veya hedef gösterici bir tona dönüşmemesine dikkat edilmiştir. Amaç Lynch’in metnini sansürlemek veya düşüncelerini düzeltmek değil; yazarın ne söylediğini açıkça göstermek ve bunu Türk okurunun anlayabileceği doğal, akıcı ve tarihî bağlama sadık bir Türkçeyle aktarmaktır.
Lynch’in Ermeni tarihi, Ermeni Kilisesi, manastırlar, mimari yapılar ve Ermeni toplumunun geleceği üzerine değerlendirmeleri eserin önemli bir bölümünü oluşturur. Yazarın bu konulara özel bir ilgi ve yakınlık gösterdiği açıktır. Bunun yanında Rus idaresi, Osmanlı yönetimi, Kürt aşiretleri, Türkler, Azerbaycan Türkleri, Gürcüler ve bölgedeki diğer topluluklar hakkında zaman zaman sert, öznel veya genelleyici hükümler verdiği de görülür.
Bu nedenle eser tamamen tarafsız bir devlet raporu ya da günümüz anlamında nesnel bir akademik monografi olarak okunmamalıdır. Lynch son derece çalışkan, bilgili ve dikkatli bir gözlemci olmakla birlikte, kendi çağının, sınıfının, siyasi görüşlerinin ve Britanya İmparatorluğu dünyasının içinden konuşur. Onun eseri, hem XIX. yüzyılın sonlarında Doğu Anadolu ile Kafkasya’nın durumunu hem de dönemin eğitimli bir İngiliz seyyahının bu coğrafyaya nasıl baktığını gösteren iki yönlü bir tarihî kaynak niteliğindedir.
Bu Türkçe baskıya ayrıca bir LYNCH SÖZLÜĞÜ eklenmiştir. Sözlükte eserde geçen tarihî kişiler, şehirler, köyler, dağlar, nehirler, kiliseler, manastırlar, siyasi kurumlar, etnik ve dinî topluluklar ile döneme özgü kavramlar hakkında kısa ve açıklayıcı bilgiler bulunmaktadır. Bu ek çalışma, kitabın yoğun tarihî ve coğrafi içeriğinin daha kolay takip edilmesini ve okuyucunun metinde karşılaştığı adlarla kavramlara hızlı biçimde ulaşmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Bu çeviriyle amaçlanan yalnızca önemli bir eseri Türkçeye kazandırmak değildir. Aynı zamanda Doğu Anadolu ile Kafkasya’nın değişen sınırlarını, farklı dönemlere ait yer adlarını, tarihî kimliklerini ve çok katmanlı toplumsal yapısını günümüz Türk okuyucusu için anlaşılır kılmak hedeflenmiştir.
Elinizdeki eser, Ağrı Dağı’nın, Ani’nin, Kars’ın, Iğdır’ın, Erivan’ın, Van’ın, Bitlis’in, Muş’un ve Erzurum’un yüz yılı aşkın süre önceki görünümünü aktarırken, imparatorluk sınırlarının ve coğrafi adlandırmaların zaman içinde nasıl değiştiğini de göstermektedir. Kitabın bugünün siyasi haritası geçmişe aynen uygulanmadan, Lynch’in seyahat ettiği dönemin şartları ve sınırları göz önünde bulundurularak okunması önemlidir.
Ayrıca özgün I. Cilt’te yer alan 108 resim, fotoğraf ve çizim ile 5 harita ve 3 plan, eserin tarihsel ve görsel bütünlüğüne duyulan saygı gereği bu Türkçe baskıda da korunmuştur. Bu görsellerin bir kısmı günümüz okuyucusu açısından ilk bakışta sınırlı bir anlam taşıyor gibi görünse de Lynch’in seyahatlerini, gözlem yöntemini ve dönemin coğrafyasını belgeleyen önemli tarihî tanıklıklardır. Fotoğraf makinesinin henüz yaygınlaşmadığı daha eski seyahatnamelerde görsel boşluk çoğunlukla gravürlerle doldurulurken, Lynch seyahatlerinde fotoğrafı sistemli biçimde kullanan öncü seyyahlardan biri olmuş; gördüğü şehirleri, insanları, mimari eserleri ve tabiat manzaralarını doğrudan kayda geçirmiştir. Bu nedenle söz konusu görseller yalnızca metni süsleyen unsurlar olarak değil, anlatının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Okuyucunun eseri daha kolay izlemesini, tarihî ve coğrafî bağlamı daha iyi kavramasını sağlamak amacıyla çeviri 635 dipnotla desteklenmiş; bu dipnotların büyük bölümü tarafımdan hazırlanmıştır. Her yazarın eserini biçimlendiren kendine özgü bir kelime ve kavram dünyası bulunduğu gibi, Lynch’in de metin boyunca tutarlı biçimde başvurduğu özel bir terminolojisi vardır. Eseri daha derinlemesine incelemek ve araştırmalarını ileriye taşımak isteyen okuyucular için bu kavram dünyası, 832 maddeden oluşan “Lynch Sözlüğü” başlığı altında kitabın sonuna ayrıca eklenmiştir.
Lynch’in güçlü gözlemleri, ayrıntılı tasvirleri, tartışmalı yorumları, tarihî sınırlılıkları, fotoğrafları, haritaları ve mimari planlarıyla birlikte bu eserin, Doğu Anadolu ve Kafkasya’nın ortak geçmişini anlamaya önemli bir katkı sunacağına inanıyorum.
Saygılarımla,
Mücahit Özden Hun

Kafkasyada Ateş ve Kılıç. Mücahit Özden Hun'un kusursuz çevirisiyle okurların beğenisine sunuldu.ISBN: 978-605-191-370-0...
19/08/2026

Kafkasyada Ateş ve Kılıç. Mücahit Özden Hun'un kusursuz çevirisiyle okurların beğenisine sunuldu.
ISBN: 978-605-191-370-0
1905 yılı… Rus İmparatorluğu sarsılmakta, devrimci dalga Kafkasya’ya yayılmakta, halklar tarihî bir kırılmanın eşiğinde durmaktadır.
İtalyan tarihçi, gezgin ve diplomat Luigi Villari, bu fırtınalı dönemde Kafkasya’ya doğru yola çıkar. Batum’dan Tiflis’e, Bakü’den Erivan’a, Nahçıvan’dan Ani’ye, Vladikavkaz’dan Rostov-na-Donu’ya uzanan güzergâhında devrimin, milliyetçi hareketlerin, etnik ve dinî çatışmaların izlerini yerinde gözlemler.
Kafkasya’da Ateş ve Kılıç, yalnızca bir seyahat anlatısı değildir. Bakü petrol bölgesindeki kanlı olaylardan Ermeniler ile Azerbaycan Türkleri arasındaki çatışmalara, Gürcü devrimci hareketinden Rostov-na-Donu’daki Yahudi pogromuna kadar uzanan geniş bir tarihî tanıklıktır.
Villari’nin çektiği yüze yakın fotoğraf ise bu tanıklığı görsel bir hafızaya dönüştürür. Bu kitap, Kafkasya’nın ateş, kılıç, devrim ve acıyla sınandığı bir çağın kapısını aralıyor; okuru hakikatin, hafızanın ve barışın ağır sorumluluğuyla yüzleştiriyor.

Bu kitapta çok iddialıyız. James Joyce'un Ulysses adlı eseri Mücahit Özden Hun çevirisiyle yayınladık.ISBN:978-605-191-3...
13/08/2026

Bu kitapta çok iddialıyız. James Joyce'un Ulysses adlı eseri Mücahit Özden Hun çevirisiyle yayınladık.
ISBN:978-605-191-376-6
ULYSSES
BİR GÜN, BİR ŞEHİR
BÜTÜN BİR UYGARLIK
ÇEVİRMENİN NOTU
James Joyce’un Ulysses’i, yalnızca okunmayı bekleyen bir roman değil, okuruyla birlikte yeniden kurulan büyük bir anlam dünyasıdır. Joyce, Dublin’de geçen tek bir günün içine insanlık tarihinin, Batı edebiyatının, dinlerin, mitolojilerin, siyasal mücadelelerin, gündelik hayatın ve insan zihninin yüzyıllara yayılan belleğini yerleştirmiştir. Bir şehrin sokaklarından insan bilincinin en mahrem bölgelerine, bir kahvaltı masasından Homeros’un destanlarına, bir gazete ilanından Shakespeare’e, bir şarkı kırıntısından İrlanda tarihine uzanan bu roman, edebiyatın sınırlarını değiştiren temel eserlerden biri olmuştur. Bu çeviriyi, eserin 2 Şubat 1922’de Paris’te Shakespeare and Company tarafından yayımlanan ilk baskısını esas alarak hazırladım.
Ulysses’in güçlüğü yalnızca uzun cümlelerinden, alışılmadık kelimelerinden veya bilinç akışı tekniğinden doğmaz. Asıl güçlük, Joyce’un hemen her sözcüğe birden fazla anlam ve çağrışım yüklemesindedir. Metinde sıradan görünen bir ad, Dublin’deki küçük bir sokağa, unutulmuş bir tiyatro oyuncusuna, eski bir şarkıya, tarihî bir olaya ya da başka bir epizotta yeniden karşımıza çıkacak önemli bir bağlantıya açılabilir. Bir cümle aynı anda Homeros’a, Shakespeare’e, Kitab-ı Mukaddes’e, Katolik ayinine, İrlanda siyasetine ve sokak argosuna seslenebilir. Joyce bazen bir sözü doğru biçimiyle aktarır, bazen bilerek bozar, bazen yanlış hatırlayan bir karakterin zihninden geçirir, bazen de iki veya üç ayrı kelimeyi birleştirerek daha önce hiçbir dilde bulunmayan yeni bir sözcük üretir.
Bu yüzden Joyce’un bilinç akışı, ilk bakışta öyle görünse bile, gelişigüzel bir çağrışımlar yığını değildir. Zihnin bir görüntüden ötekine geçişi; ses, koku, renk, kelime benzerliği, kişisel hatıra, suçluluk, arzu, korku ve tarihsel bellek aracılığıyla gerçekleşir. Bloom’un, Stephen’ın ve Molly’nin düşünceleri yalnızca kendi hayatlarını anlatmaz; onların zihinlerinden mitolojik kahramanlar, din adamları, hükümdarlar, savaşlar, filozoflar, besteciler, şairler, tıp terimleri, hukuk kuralları, astronomi bilgileri, reklam sloganları, halk şarkıları ve Dublin dedikoduları da geçer.
En eğitimli okurun bile bütün bu kişi, olay, eser ve kavramlara aşina olması beklenemez. Bir klasik filoloğun Dublin’in 1904 yılındaki sokak hayatını; bir İrlanda tarihçisinin bütün Katolik ayinlerini, tıp terimlerini ve müzik göndermelerini; bir Shakespeare uzmanının Yahudi mistisizmini, at yarışı dünyasını, popüler gazete ilanlarını ve dönemin sokak argosunu aynı ölçüde bilmesi mümkün değildir. Ulysses’te tanımadığımız bir adın, çözemediğimiz bir söz oyununun ya da anlamlandıramadığımız bir göndermenin önünde durmamız okurun yetersizliğinden değil, romanın olağanüstü genişliğinden kaynaklanır.
Çeviri sırasında karşımdaki temel mesele, İngilizce sözcüklerin yerine Türkçe sözcükler koymaktan ibaret değildi. Joyce’un kurduğu çağrışım ağını, ses oyunlarını, biçim değişikliklerini, yüksek ve bayağı dil arasındaki ani geçişleri Türkçede yeniden kurmak gerekiyordu. Metni bütünüyle sadeleştirmek, Joyce’un bilinçli olarak yarattığı pürüzleri ortadan kaldırmak ve bütün bölümleri aynı rahat Türkçeyle anlatmak, romanın asli yapısını yok etmek olurdu. Bu nedenle çeviride, anlaşılabilir bir Türkçe kurmaya çalışırken Joyce’un tuhaflığını, beklenmedik sözdizimini, dilsel cesaretini ve bölümler arasındaki büyük üslup farklılıklarını korumayı amaçladım.
Çünkü Ulysses’te her bölüm yalnızca yeni bir olay değil, yeni bir anlatım biçimidir. “Sirenler” müzik gibi ilerler; sözler, sesler ve ritimler birbirine karışır. “Tepegöz” kaba meyhane anlatısıyla destan, hukuk, gazete ve kutsal metin parodileri arasında gidip gelir. “Güneşin Sığırları”nda İngiliz düzyazısının tarihsel gelişimi, doğum ve dilin doğuşu çevresinde taklit ve parodi edilir. “Kirke” bir tiyatro metnine, halüsinasyona ve bilinçdışı sahnesine dönüşür. “Eumaios” bilerek yorgun, dolambaçlı, klişeli ve yer yer beceriksiz bir düzyazıyla yazılmıştır. “İthaka” insan duygularını soru, cevap, ölçü, katalog, matematik ve ilmihal diliyle anlatır. “Penelope” ise geleneksel noktalama işaretlerini neredeyse bütünüyle terk eden sekiz büyük bilinç akışı cümlesinden oluşur. Çeviride bu sesleri tek bir anlatıcı sesine indirgemek yerine, her bölümün kendine özgü ritmini ve dilsel kişiliğini korumaya çalıştım.

Çok iddialıyız. James Joyce'un Ulysses adlı eseri Mücahit Özden Hun çevirisiyle 10-12 güne kadar yayınlarımız arasında y...
01/08/2026

Çok iddialıyız. James Joyce'un Ulysses adlı eseri Mücahit Özden Hun çevirisiyle 10-12 güne kadar yayınlarımız arasında yerini alacak.

Alter Yayınları Alter Publishing yeni kitap.ISBN: 978-605-191-361-2
27/06/2026

Alter Yayınları Alter Publishing yeni kitap.
ISBN: 978-605-191-361-2

14/06/2026

Address

Zübeyde Hanım Mah. Sebze Bahçeleri Caddesi Elif Sok Sütçü Kemal İş Merkezi 7/165 İskitler-Altındağ
Ulus
06070

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 18:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Alter Yayınları posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category